(2942 S. K. m. 38) (4721 S. K. m. 705)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasında H. Yüksel vs. haricindeki davacılar yönünden reddine, S. Yüksel yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca onanması hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 20.06.2005 gün ve 2005/6139 Esas - 2005/7179 Karar sayılı ilama karşı davacılar vekili yönünden verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Müşterek maliklerden her biri kendi payı için müştekilen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açabilir. Öte yandan karar tashihine gidilen Dairemiz kararının tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5219 sayılı Kanunla değişik HUMK.'nun 440. maddesi uyarınca; miktar ve değer 6.000,00-YTL. (6.000.000.000-TL.)'den az olan davalara ait hükümlerin onanması veya bozulmasına ilişkin Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme yoluna gidilemez.
Bu nedenle F.Güzel dışındaki davacılar bakımından davacılar vekilinin karar düzeltme dilekçesinin reddine,
F. Güzel için yapılan karar düzeltme talebine gelince;
Bu davacıya kamulaştırma tebligatı 05.07.1973 tarihinde birlikte oturan kardeşi Veli'ye yapılmıştır. Şekil itibariyle bu yasaya uygun olarak yapılan bir tebligattır. Davacı vekili Fevzi'nin bu tebligatın yapıldığı adreste oturmadığını iddia etmiş ise de, bu konuda delillerini sunamamış ve bozma öncesi duruşmalarda davaya kamulaştırmasız el atma olarak bakılırken bu husus araştırılmamıştır. Bozma sonrası duruşmalarda davacı vekili yapılan tebligatlarına bir diyeceği olmadığını söylemiş, bu beyan mahkemece tebligatın yasal olarak yapıldığının davacı tarafça da kabul edildiği benimsenerek 30 günlük hak düşürücü sürede dava açılmadığı için bu davacı bakımından da dava red edilmiştir. Dosya kapsamına göre bu red kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Kaldı ki, aksi bile olsa, diğer bir deyişle Fevzi'ye yapılan tebligat geçersiz bile olsa netice yine değişmeyecektir. Şöyle ki;
2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesinde; idare tarafından kamulaştırmasız el konulan taşınmazın, fiilen el koyma tarihinden itibaren 20 yıllık sürenin geçmesi halinde, taşınmazın malik zilyet veya mirasçılarının her türlü dava haklarının düşeceği öngörülmüştür. Söz konusu Kamulaştırma Yasasının 38. maddesi hak düşürücü süreyi içermekte olup, bu husus kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, kamu düzenine ilişkin hususlar, tarafların talepleri olmasa bile mahkemece resen karara bağlanması zorunludur. Ayrıca kamu düzenine ilişkin hususlarda usuli kazanılmış hak da oluşmaz.
2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesine göre; idarenin el koyma tarihinden itibaren 20 sene geçmekle taşınmaz malikinin her türlü dava hakkı düşer. Başka bir anlatımla, mülkiyet bu süre dolmakla el atan idareye geçer. Bu husus 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 705. maddesindeki Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, Mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanun da öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır hükmü ile açıklığa kavuşturulmuştur.
Dosyada yapılan incelemede; dava konusu taşınmaza 1973 yılında el atılarak trafo merkezi yapılmış ve el atma tarihinden itibaren, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesinin, Anayasa Mahkemesince iptal edilme ve dava tarihine kadar 20 seneden fazla süre geçtiğinden, taşınmaz maliki olan davacı tarafın her türlü dava hakkının düştüğü anlaşılmıştır.
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesince; 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesi iptal edilmiş ise de, Anayasanın 153/son maddesi uyarınca; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi uyarınca, Kamulaştırma Yasanının 38. maddesinin iptal edilmesinden önceki kazanılmış haklara uygulanması imkanı da bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.05.2005 gün ve 2005/5-288 Esas-2005/352 sayılı kararında da bu husus benimsenmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle bu halde dahi davacı F. Güzel bakımından mahkemenin red kararı yerinde olduğundan davacı vekilinin bu yönden de karar düzeltme taleplerinin reddine, davacı F. Yüksel'den peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, H.U.M.K'nun 442. maddesi gözönünde bulundurularak takdiren 130,00-YTL. para cezasının karar düzeltme isteyen F. Yüksel'den alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydedilmesine, peşin alınan karar düzeltme harcının istenildiğinde davacı H. Yüksel vs.'ye iadesine, 18.10.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy