(2942 S. K. m. 16, 17, 38) (2547 S. K. m. 56)
Dava: Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca kamulaştırılan taşınmazın davalı taraf üzerindeki tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tapuya tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca kamulaştırılan taşınmazın davalı taraf üzerindeki tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tapuya tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve 2547 sayılı Yüksek Öğrenim Kanununun 56. maddesi gereğince idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, 11.04.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Dava, gerek dava dilekçesinde ve gerekse davacı idare vekilinin 18.061999 ve 11.07.2000 tarihli dilekçelerinde de belirtildiği şekilde; kamulaştırılan taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 16, 17, ve 38. maddeleri uyarınca davalılar üzerindeki tapularının iptali ile davacı idare adına tapuya tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, kamulaştırma işlemi ile ilgili şartların yerine getirilmemesi sebebi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı idare tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının ilgili hükümleri uyarınca, dava konusu taşınmazlar hakkında usulüne uygun kamulaştırma işlemi yapılmadığından, aynı yasanın 16. ve 17. maddeleri uyarınca, dava konusu taşınmazların davacı idare adına tesciline dair istemin reddine karar verilmesi doğrudur. Bu nedenle sayın çoğunluğun söz konusu husustaki yerel mahkeme kararının onanması yolundaki görüşüne aynen katılıyorum. Ancak;
Dava Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce 18.11.1998 tarihinde açılmıştır. Her dava açıldığı tarihteki şartlara göre sonuçlandırılmalıdır. Yerel mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılmalıdır. 38.maddedeki 20 senelik hak düşürücü süre dava açılmadan önce dolmuş ise, davanın kabulü gerekir. 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38.maddesine göre; el koyma tarihinden itibaren 20 sene geçmekle taşınmaz malikinin her türlü dava hakkı düşer. Başka bir ifadeyle, mülkiyet bu süre dolmakla el atan idareye geçer. Şartlar oluştuğunda verilecek tescil kararı, yenilik doğurucu (inşai) bir karar olmayıp, tespit edici (beyani) bir karardır. Yerel mahkemece, el atma tarihinden itibaren 20 senelik sürenin geçip geçmediği araştırılmamıştır. Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği de gözönünde bulundurularak, davanın reddine dair kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması görüşünde olduğumdan, davacı idare vekilinin temyiz talebinin kabulü gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun kararın onanması hususundaki görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy