(3194 S. K. m. 17, 18, 19)
Dava: Taraflar arasındaki imar uygulaması nedeniyle bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili davasının reddine dair verilen hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla duruşma için belirlenen 12.07.2005 günü temyiz eden davacılar vekili Av. M.Y.'nin yüzüne karşı, usulüne göre çağrı kağıdı gönderilmesine rağmen gelmediğinden, aleyhine temyiz olunan davalı idare vekilinin yokluğunda duruşmaya başlanarak temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, dairemizin geri çevirme kararı üzerine gelen dosyadaki kağıtlar okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, imar uygulaması nedeniyle bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İmar uygulaması sonucu şuyulandırılan taşınmazla ilgili işlemler davacılara tebliğ edilmediğinden taşınmaz tapudan terkin edilse bile sonuca etkili olmayacağından davacının herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açma hakkı bulunduğu gözetilmeden 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz eden davacılar yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 400,00.- YTL vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene iadesine 25.10.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY :
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 17, 18, 19 ve 2981 sayılı İmar Affı Kanunu'nun 10/c maddelerinde imar uygulaması nedeniyle bağımsız taşınmaz veya hisse verilmesinin mümkün olmadığı hallerde kişilerin taşınmazdaki mülkiyet haklarına karşılık bir bedel takdir edilir ve idare böylelikle imar planlarına göre parselasyon planları yapılıp 3194 Sayılı Kanunun 19. maddesine göre gerekli kurulların onayından geçildikten sonra yürürlüğe giren bu planlar 1 ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir.
Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakatı aranmaksızın, sicilleri planlara göre re' sen tanzim ve tesis ederler.
Burada hissenin bedele dönüşmesi halinde hak sahibi kişi değeri az bulursa bu bedele itiraz eder. Hem önceki bedelin takdirinde hem de takdir edilen bu bedele itiraz halinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre işlem yapılır. Ancak;
Burada yapılan işlem bir kamulaştırma işlemi değildir. İmar düzenlemesi neticesi parselasyon planlarının hazırlanmasıdır. Bu itibarla bu konularda Kamulaştırma Kanunu'nun sadece değer biçmeye ilişkin hükümleri uygulanır. Ancak idare bu işlem için kamulaştırma yaparsa tabiatıyla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun tüm hükümleri birlikte uygulanacaktır. Bu itibarla kamulaştırma işleminin söz konusu olmadığı hallerde Kamulaştırma Kanunu'nun 25. maddesinin uygulanması söz konusu edilemez.
İmar düzenlemesi neticesi parselasyon planlarının yapılması idari bir işlemlerdir. Bu parselasyon planları bir ay müddetle ilgili dairede asılıp ayrıca mutad vasıtalarla duyurulması halinde bu sürenin sonunda kesinleşeceği 3194 sayılı İmar Kanunu' nun 19. maddesi gereğidir. Ancak Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu 12.02.1970 gün ve 1969/2-1 sayılı kararında; Anayasa'nın 114/2 ( yeni 125/3 ) maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinde başlayacağı hükmünü esas alarak ilan tarihinin dava açma süresine başlangıç kabul etmenin imkansız olduğunu kabul etmiştir. Yüksek Mahkemenin bu kabulü parselasyon planlarına karşı açılacak davalar ile ilgilidir.
Esasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1 ı. maddesinde kadastro tutanakları ile ilgili ilanların tebliğ hükmünde olduğu belirtildikten sonra aynı kanunun 12/3. maddesinde bu tutanaklarda belirtilen haklara; sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı kabul edildiği halde idari işlem niteliğindeki düzenlemeye karşı malikin idare mahkemesinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre 60 gün içerisinde dava açma hakkı verilmesinin çok doğru olduğu söylenemez. Bu itibarla Danıştay'ın bu İçtihadı Birleştirme Kararı olumlu olmuştur. Ancak;
Bedele dönüştürmelerde malikin parselasyon planına, düzenleme ve bedele dönüştürme işlemine bir itirazı yoktur. Malik sadece hissesine karşılık verilen bedelin az olduğu iddiasındadır. Yani talebi ayni hak niteliğinde olmayıp kişisel hak niteliğinde olan alacak istemine dönüşmüştür.
Bu durumda genel hükümlerine göre sorunun çözümlenmesi gerekmektedir.
Her şeyden evvel T.M.K.'nun 1020. maddesine göre tapu sicili herkese açıktır. Alakası olduğunu ispat eden herkes gerekli bilgi ve belgelerin gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. O halde kişi imar düzenlemesinden sonra lehine oluşturulan tapulardan haberdar olmadığı iddiasında bulunamaz. Bedele dönüştürme tapu kayıtları ve eki şuyulandırma cetvellerinden açıkça anlaşıldığına göre artık tapu kayıt tarihinin süre başlangıcı olarak alınması gerekir.
Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre haksız eylem ve haksız iktisap dışında "her türlü alacak" davası muayyen istisnaların dışında kural olarak 10 yıllık zamanaşımına tabidir.
Maddi olayda da bedele dönüştürme işleminin tapuya tescilinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan ve süresinde usulüne uygun zamanaşımı talebi de bulunduğundan usul ve yasaya uygun olan mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesindeyim. Bu nedenle sayın çoğunluğun, kararın bozulması yönündeki görüşlerine iştirak edemiyorum.
Full & Egal Universal Law Academy