(2942 S.K m. 13,25)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların kamulaştırıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Kamulaştırma Kanunu'nun 25. maddesinde "hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işleminin, mal sahibi için 13. madde uyarınca yapılan tebligatla, idare için tebligata çıkarmakla başlar" denilmektedir. Buna göre;
1- Dosya içindeki kamulaştırma evraklarının tespitine ilişkin belgelerde, davacılardan G. ve H'ye "yanlarında çalışan A'ya 09.07.1988 tarihinde tebliğ edildiği" yazılıdır. Ancak duruşmada dinlenen tanık beyanlarına göre, tebligatı alan A'nın, davacıların işçisi olmadığı, yine davacıların o tarihlerde İstanbul'da ve yurt dışında oldukları belirtilmiş olmasına göre, yapılan tebligatın geçersiz olduğu anlaşılmasına rağmen, davacılardan G. ve H. yönünden davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi,
2- Davacı S'ye, kamulaştırma tebligatı "avukatı A.A.'ya 09.07.1988 tarihinde tebliğ edildiği" belirtilmiş, ancak avukatının tebligatı aldığı tarihte, vekaletnamesinde kamulaştırma tebligatlarını almaya yetkili bulunup bulunmadığı araştırılmadan bu davacı yönünden de davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 12.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy