(2942 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor değer biçme yöntemi bakımından yasa hükümlerine uygundur. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1- Değerlendirme tarihi olan 2003 yılında, dava konusu taşınmaz ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kabul edilen taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerlerinin, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden sorulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2- Dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olmakla birlikte henüz fiili imar uygulamasına tabi tutulmamış ve imar parseli durumuna dönüşmemiş kadastro parselidir. Taşınmazın bulunduğu bölgede fiili imar uygulaması yapıldığında arta kalan kesim civar parsellerle birlikte düşünülerek değerlendirilecektir. Bu itibarla imar parseli durumuna dönüşmemiş arsalarda kısmen kamulaştırmasız el konması halinde arta kalan kesimin değer azalışından söz edilemez ve kamulaştırmasız el atılan yer bedeline ekleme yapılamaz.
Bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi,
Sonuç: Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 10.05.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı idare vekilince temyizi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonucu hükmün çoğunlukla bozulmasına karar verilmiştir.
Davalı idare vekili, dava konusu taşınmaza 1982 tarihinde yol yapıldığını beyan etmiştir. Her dava açıldığı tarihteki şartlara göre sonuçlandırılmalıdır. Yerel mahkemece, tarafların ileri sürdükleri deliller toplandıktan sonra gerekli inceleme ve araştırma yapılmalıdır. 38. maddedeki 20 senelik hak düşürücü süre dava açılmadan önce dolmuş ise, davanın reddi gerekir. 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesine göre; el koyma tarihinden itibaren 20 sene geçmekle taşınmaz malikinin her türlü dava hakkı düşer. Başka bir ifadeyle, mülkiyet bu süre dolmakla el atan idareye geçer. Şartlar oluştuğunda verilecek tescil kararı yenilik doğurucu (inşai) bir karar olmayıp, beyan edici (ihdası) bir karardır. Yerel Mahkemece, el atma tarihinden itibaren 20 senelik sürenin geçip geçmediği araştırılmamıştır. Yapılacak inceleme sonucunda, taşınmaza davalı idare tarafından el atıldığı tarihten itibaren 20 senelik hak düşürücü sürenin geçtiğinin tesbiti durumunda açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir. Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği hususundaki T.C. Anayasasının 153/5. maddesi de göz önünde bulundurularak, kararın bu yönden de bozulması düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun hükmün değişik şekilde bozulması hususundaki görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy