(2942 S. K. m. 38) (4721 S. K. m. 705) (221 S. K. m. 1, 2)
Dava : Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuştur.
Davalının temyiz nedenleri bozma ile kesinleşen yönlere ilişkindir.
Sonuç: Davalı idare vekilinin temyiz itirazı yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA ve Harçlar Kanununun 13. maddesine 2588 sayılı yasa ile eklenen j bendi gereğince idareden harç alınmamasına 03.02.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ :
Dava konusu taşınmaza, davacı idarenin 1940 senesinden itibaren kamulaştırmasız olarak el atıp kullandığı, dosya kapsamı ve mahkemenin kabulü ile sabittir.
13.01.1961 tarihinde yürürlüğe giren 221 sayılı Kanunun 1. maddesine göre 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın Kamulaştırma Kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller, ilgili amme hükmü şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. Adı geçen kanunun 2. maddesinde eylemli olarak el koyma, tahsis anlamındadır hükmü tanımlanmaktadır. Dava konusu taşınmaza, davacı idare 1940 senesinde el atmıştır. El atma tarihinde bu taşınmaz kamulaştırılmış sayılır. Türk Medeni Kanununun 705. maddesi ( eski 633 ) hükmüne göre, taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Ancak kamulaştırma halinde, mülkiyet tescilden önce de kazanılır. 221 sayılı Kanuna göre el atma tarihinde, bu taşınmaz kamulaştırılmış sayılır. Başka bir anlatımla mülkiyet el atan idareye geçmiştir. Yerel mahkemenin verdiği tescil kararı yenilik doğuran ( inşaî ) bir karar olmayıp, tespit edici ( beyanî ) bir karardır. Bu bakımdan yerel mahkemenin bozmadan önce verdiği tescil kararı doğrudur.
Bundan ayrı olarak, bu taşınmaza davacı idare 1940 senesinde el atmıştır. Dava tarihi 16.10.2001'dir. El atma tarihi ile dava tarihi arasında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. maddesindeki 20 senelik süre de geçmiştir. Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 2002/112 Esas - 2003/33 Karar sayılı ve 10.04.2003 günlü kararı ile iptal edilmiş ise de, dava tarihi olan 16.10.2001'de 38. maddenin şartları oluşmuştur. Her dava, açıldığı tarihteki şartlara göre sonuçlanmalıdır. Anayasa Mahkemesi kararları geriye de yürümeyeceğine göre, bozma kararından sonra, davanın reddine dair mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenlerle, davanın kabulüne karar verilmesi görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun Onama kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy