(2942 S. K. m. 19) (3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 19. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 19. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Davacı idare, dava konusu tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesinde sayılan kamu mallarından olmadığını tespit etmiş, taşınmazı zilyetlikle iktisap iddiasında bulunan davalının zilyetliğine mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde Hazine veya üçüncü bir kimse tarafından itiraz edilmemiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu taşınmaza ekilebilir ürün gelirine göre değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1- Dava konusu taşınmazın tapulu olup olmadığına ilişkin yapılan araştırma sonucunda; Tapu Sicil Müdürlüğünün 21.01.2004 tarihli cevabi yazısında kamulaştırılan taşınmazların bulunduğu köyün kısmen kadastro görmüş olup bu yerlere ilişkin tapu kayıtlarının olduğu, kamulaştırma planları tapuda olmadığından DSİ tarafından kamulaştırılan taşınmazlara ait olarak istenilen kayıtların çıkartılamadığı bildirilmiş olmasına rağmen belirtilen eksikliğin giderilmesi için DSİ'ye yazı yazılarak, kamulaştırma planlarını getirtildikten sonra Tapu Sicil Müdürlüğünden kamulaştırma planları esas alınmak suretiyle dava konusu yerin tapulu olup olmadığının usulüne uygun şekilde araştırılmamış olması,
2- Dava konusu taşınmaza ekilebilecek ürün geliri üzerinden değer biçilirken; münavebe ürünlerinin hasat zamanındaki kilogram satış fiyatları üzerinden değer biçilmesi gerekir.
Bu nedenle 2003 yılı değerlendirme tarihine göre bilirkişi kurulunca münavebe bitkisi olarak kabul edilen ürünlerin satış fiyatları olarak; fasulyenin 400.000 TL., salatalığın 350.000 TL., domatesin 500.000 TL. olduğu kabul edilmek suretiyle bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Kısmen kamulaştırılan ve zilyetliği davacıya ait taşınmazın çaplı krokiye bağlanacak geometrik durumu ile, malik hanesi boş bırakılarak birliğin son parseli olarak tapuya tescilinden sonra kamulaştırılan ve yol haline getirilen kısmının tapudan yol olarak terkini yerine davacı kurum adına tesciline karar verilmesi,
Sonuç: Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 04.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy