(2942 S. K. m. 15)
Taraflar arasındaki imar uygulaması sebebiyle davacıya ilişkin taşınmaz üzerindeki ipotek şerhinin kaldırılması karşı dava ise ipotek bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen yukarda tarih ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı-karşı davalı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunarak iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, imar uygulaması sebebiyle davacıya ilişkin taşınmaz üzerindeki ipotek şerhinin kaldırılması, karşı dava ise ipotek bedelinin artırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece davaların kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor değer biçme yöntemi bakımından kanun hükümlerine uygundur. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi Yöntem bakımından doğrudur. Ancak;
Kamulaştırma Yasasının değer biçmeye ait hükümleri imar uygulaması sebebiyle bedel artırım davalarında da kıyasen uygulanır.
Kamulaştırma Yasasının 15/13. maddesi uyarınca bilirkişi kurulu tarafından takdir edilen bedel ile Kıymet Takdir Komisyonu tarafından belirlenen bedel arasında önemli oransızlık bulunduğu taktirde aynı usullerle yeniden bilirkişi kurulu oluşturularak kıymet takdiri yapılması gerekir. Bilirkişi kurulunun biçtiği değer ile Kıymet Takdir Komisyonunca tespit edilen bedel arasında önemli oransızlık bulunduğundan yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan sebeple HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 05.05.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davalı ve karşı davacının zaman aşımı itirazının süresinde yapılmadığı hususunda bir beyanda bulunmadığı aksine esasa girerek olayda zamanaşımından söz edilemeyeceğini ileri sürdüğü nazara alınarak, zamanaşımını Veysel Doğan tarafından açılan karşı davanın reddine karar verilmemiş olması doğru değildir. Şöyle ki;
3194 s. İmar Yasasının 17, 18, 19 ve 2981 s. İmar Affı Yasasının 10/c maddelerinde imar uygulaması sebebiyle bağımsız taşınmaz veya hisse verilmesinin mümkün olmadığı hallerde kişilerin taşınmazdaki mülkiyet haklarına karşılık bir bedel takdir edilir ve idare böylelikle imar planlarına göre parselasyon planları yapılıp 3194 s. Yasasının 19. maddesine göre gerekli kurulların onayından geçirdikten sonra yürürlüğe giren bu planlar 1 ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir.
Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakatı aranmaksızın, sicilleri planlara göre resen tanzim ve tesis ederler.
Burada hissenin bedele dönüşmesi halinde hak sahibi kişi değeri az bulursa bu bedele itiraz eder. Hem önceki bedelin takdirinde hem de takdir edilen bu bedele itiraz halinde 2942 s. Kamulaştırma Yasası hükümlerine göre işlem yapılır. Ancak;
Burada yapılan işlem bir kamulaştırma işlemi değildir. İmar düzenlemesi neticesi parselasyon planlarının hazırlanmasıdır. Bu itibarla bu konularda Kamulaştırma Yasasının yalnızca değer biçmeye ait hükümleri uygulanır. Ancak idare bu işlem için kamulaştırma yaparsa tabiatıyla 2942 s. Kamulaştırma Yasasının bütün hükümleri birlikte uygulanacaktır. Bu itibarla kamulaştırma işleminin söz konusu olmadığı hallerde Kamulaştırma Yasasının 25. maddesinin uygulanması söz konusu edilemez.
İmar düzenlemesi neticesi parselasyon planlarının yapılması idari bir işlemlerdir. Bu parselasyon planları bir ay müddetle ilgili dairede asılıp ayrıca mutad vasıtalarla duyurulması halinde bu sürenin sonunda kesinleşeceği 3194 s. İmar Yasasının 19. maddesi gereğidir. Ancak Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu 12.02.1970 tarih ve 1969/2-1 s. kararında; Anayasanın 114/2 (yeni 125/3) maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim gününde başlayacağı hükmünü esas alarak ilan tarihinin dava açma süresine başlangıç kabul etmenin imkansız olduğunu kabul etmiştir. Yüksek Mahkemenin bu kabulü parselasyon planlarına karşı açılacak davalar ile ilgilidir.
Esasında 3402 s. Kadastro Yasasının 11. maddesinde kadastro tutanakları ile ilgili ilanların tebliğ hükmünde olduğu belirtildikten sonra aynı Yasasının 12/3 maddesinde bu tutanaklarda belirtilen haklara; sınırlandırma ve tespitlere ilişkin tutanakların kesinleştiği tarihten on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı kabul edildiği durumda idari işlem niteliğindeki düzenlemeye karşı malikin idare mahkemesinde 2577 s. İdari Yargılama Usul Yasasının 7. maddesine göre 60 gün içinde dava açma hakkı verilmesinin çok doğru olduğu söylenemez. Bu itibarla Danıştay'ın bu İçtihadı Birleştirme Kararı olumlu olmuştur. Ancak;
Bedele dönüştürmelerde malikin parselasyon planına düzenleme ve bedele dönüştürme işlemine bir itirazı yoktur. Malik yalnızca hissesine karşılık verilen bedelin az olduğu iddiasındadır. Yani talebi ayni hak niteliğinde olmayıp kişisel hak niteliğinde olan alacak istemine dönüşmüştür.
Bu halde genel hükümlerine göre sorunun çözümlenmesi gerekmektedir.
Her şeyden evvel TMK. nun 1020. maddesine göre tapu sicili herkese açıktır. Alakası olduğunu ispat eden herkes gerekli bilgi ve belgelerin gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. O durumda kişi imar düzenlemesinden sonra lehine oluşturulan tapulardan haberdar olmadığı iddiasında bulunamaz. Bedele dönüştürme tapu kayıtları ve eki şuyulandırma cetvellerinden açıkça anlaşıldığına göre artık tapu kayıt tarihinin süre başlangıcı olarak alınması gerekir.
Borçlar Yasasının 125. maddeye göre haksız eylem ve haksız iktisap dışında her türlü alacak davası muayyen istisnaların dışında kural olarak 10 senelik zamanaşımına tabidir.
Maddi olayda da bedele dönüştürme sebebiyle ipotek işleminin tapuya tescilinden itibaren 10 senelik zaman aşımı süresi dolmuş olduğundan Veysel Doğan tarafından açılan karşı davanın zaman aşımı sebebiyle reddine yerine kabulüne dair verilen yerel mahkeme kararının bu sebeple bozulması yerine değerlendirme yöntemi bakımından bozulması yönündeki çoğunluk kararına iştirak edemiyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy