(2942 S. K. 10, 30)
Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili İle davalı yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece bozma kararına uyularak inceleme ve işlem yapılmıştır. Ancak; 4650 sayılı Kanunla değişik Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi gereğince açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tescili davasında tespit edilen kamulaştırma bedeli davacı tarafça bankaya bloke edilmesi ve makbuzun sunulması için 15 günlük süre verilir. Gerektiğinde bu süre bir defaya mahsus uzatılabilir. Para bloke edilip makbuzu sunulduktan sonra mahkemece tespit edilen bedelin hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalıya ödenmesine, kamulaştırılan taşınmazın da kamulaştırma gayesine uygun (olayımızda yol) olarak tapudan terkinine karar verilip ilgili banka şubesi ve Tapu Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılır.
Somut olayda verilen mehillere rağmen davacı tarafça bozmadan sonra tespit edilen fark bedel ödenmemiştir. Bu itibarla davanın reddine, bozmadan önce davalıya ödenen bedelin davalıdan alınarak davacıya iadesine ve tapudan yol olarak terkin edilen taşınmazın kamulaştırılan bölümün tekrar davalı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı idare vekili ile davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle C.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde ödeyenlere geri verilmesine 10.05.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10. maddesi uyarınca kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti ve idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece taşınmazın değeri belirlenmiş, ancak 10. maddeye göre belirlenen değerin bir bölümü bankaya bloke ettirilmeden davanın kabulüne karar vermiştir. Kararı davacı idare vekili temyiz etmiştir.
Dairemizce yerel mahkeme kararı, tespit edilen bedel tam olarak bloke ettirilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulmasına ve tespit edilen bedelin tamamı davacı idarece ödenmediğinden davanın reddine kısmen ödenen kamulaştırma bedelinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, yol olarak terkin edilen taşınmazın yeniden davalı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Yerel Mahkemenin tescile ilişkin kararı 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10. ve 30. maddelerine göre kesindir. Bu nedenle tescile (olayımızda terkin) ilişkin karar temyiz incelemesine konu değildir. Kesin olan terkin kararının kaldırılmasına ve taşınmazın davalı adına tesciline karar verilmesi yönündeki gerekçe Kamulaştırma Yasasının 10 ve 30. maddelerine uygun değildir. Terkin edilen tapunun yeniden davalı adına düzenlenmesi ayrı bir dava konusudur.
Bu nedenle kesin olarak verilen terkin kararının kaldırılması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Bu husus dışındaki gerekçe ile yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy