(2942 S. K. m. 38) (2709 S. K. m. 153) (3194 S. K. m. 18) (YHGK. 25.05.2005 T. 2005/5-288 E. 2005/352 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarda tarih ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunarak iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, kamulaştırma bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada yapılan incelemede;
1- Dava konusu taşınmaza, 1978 yılında el atılarak Batıkent Toplu Konut alanı haline getirildiği savunulmuştur.
2942 s. Kamulaştırma Kanununun 38. maddesinde; kamulaştırması yapılan taşınmaza, fiilen el koyma gününden itibaren 20 senelik sürenin geçmesi halinde, taşınmazın malik, zilyet veya mirasçılarının her türlü dava haklarının düşeceği öngörülmüştür. Söz konusu Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi hakdüşürücü süreyi içermekte olup, bu husus kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, kamu düzenine ait hususlar, tarafların talepleri olmasa bile mahkemece resen karara bağlanması zorunludur.
2942 s. Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine göre; idarenin el koyma gününden itibaren 20 sene geçmekle taşınmaz malikinin her türlü dava hakkı düşer. Başka bir anlatımla, mülkiyet bu süre dolmakla el atan idareye geçer. Bu husus 4721 s. Türk Medeni Yasasının 705. maddesindeki Taşınmaz mülkiyetinin kazınılması tescille olur. Miras, Mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile yasa da ön görülen sair hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır hükümü ile açıklığa kavuşturulmuştur.
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesince; 2942 s. Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi iptal edilmiş ise de, Anayasanın 153/son maddesi uyarınca; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi uyarınca, Kamulaştırma Kanununun 38. maddesinin iptal edilmesinden önceki kazanılmış haklara uygulanması imkanı da bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.05.2005 tarih ve 2005/5-288 Esas-2005/352 s. kararında da bu husus benimsenmiştir.
2942 s. Kamulaştırma Kanununun 38. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilme ve dava gününe kadar 20 seneden fazla süre geçmiş ise taşınmaz maliki olan davacı tarafın her türlü dava hakkı düşeceğinden, bu husus araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
3194 s. imar Yasasının değişik 18. maddesi uyarınca, imar düzenleme ortaklık payının %40 oranında alınması gerektiği düşünülmeden, önceki kanuna dayanılarak %35 oranında indirilmesi suretiyle fazla bedele hükmolunması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda açıklanan gerekçe ile HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene iadesine 24.10.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
2942 s. Kamulaştırma Yasanın 38. maddesi, Anayasa Mahkemesince Anayasanın 2, 13, 35 ve 46. maddelerine aykırı bulunarak 04.11.2003 günlü resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 10.04.2003 gün ve 2002/112 Esas, 2003/33 s. kararı ile iptal edilmiştir.
Anayasanın 35. maddesinde mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasanın 46. maddesinde belirtilen kamulaştırma, mülkiyet hakkına getirilen Anayasal bir sınırlamadır. İdare kamulaştırma yetkisini kanuna uygun olarak kullanmaksızın taşınmaza el atarak, Anayasada korunmayan bu davranış ile iptal edilen Kamulaştırma Yasanın 38. maddesine dayanarak 20 yıl geçmekle taşınmazın idare adına tapu kütüğüne tescilini sağlayacaktır. Ayrıca yirmi senelik süre geçmesiyle taşınmaz malikinin her türlü dava hakkının düştüğü kabul edilmesi halinde taşınmazın hiçbir karşılık ödenmeden idareye geçmesi söz konusu olur. Bu durum mülkiyet hakkının özünü zedelemektedir. Kamulaştırmasız el koyma mülkiyet hakkına aykırıdır. (Anayasa Mahkemesi 10.04.2003 tarih ve 2002/112-2003/33 s. kararının gerekçesi)
Avrupa İnsan Haklarının ve Temel özgürlüklerin korunmasına ait sözleşmenin ek protokol 1. maddesindeki kurala dayanarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kamulaştırmasız el koymayı mülkiyet hakkına aykırı bulmaktadır.
İdare; kamulaştırılan taşınmaza el atma yoluyla, el atmadan itibaren 20 senelik süre geçtiğinden bahisle taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını sona erdiremez. İdarenin bu yetkisini yaratan 38. madde yürürlükte değildir. Bu maddeye dayanılarak taşınmaz malikin mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına devam edilemez. Mülkiyet hakkı (38. madde kalktığına göre) hukukumuzun genel prensipleri içinde zaman aşımına uğratılamaz. Kamulaştırma yasanın 38. maddesinin yürürlüğe girmesinden önce (08.11.1983'ten önce) taşınmazına kamulaştırmasız el konulan taşınmaz malikini dava hakkının sınırlandırılamayacağı 16.05.1956 tarih ve 1956/1-6, 16.06.1956 tarih ve 1954/1-1956/7 s. içtihadı birleştirme kararları ile belirtilmiştir. Şu anda 38. madde iptal edilmiş olduğuna göre iptal edilen maddedeki gerekçe kullanılarak mülkiyet hakkı kısıtlanamaz.
Anayasanın 152. maddesinin 3. fıkrasına göre, Anayasa Mahkemesinin kararı, mahalli mahkemenin esas hakkındaki kararı kesinleşinceye kadar verilirse, mahkeme Anayasa Mahkemesi kararına uymak zorundadır. Bir kanun kuralının Anayasaya aykırılığı iddiası ile itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesince verilecek karara uymak zorundadırlar.
Bu durumda, iptal davası ya da itiraz üzerine bir kanun kuralının iptali sonucu, mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözümlemekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı kuralı gereğidir.
Anayasanın 153. maddesine göre iptal kararları geriye yürümez ilkesi kesinleşmiş yargı kararları için geçerlidir. 10.03.1969 tarih 1/3 s. Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında açıklandığı gibi henüz çözümlenmemiş kesin hüküm halini almamış uyuşmazlık konusunda Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uygulanacaktır. İptal kararından önce verilmiş ve kesinleşmiş yargı kararları bakımından iptal kararı geriye yürümez.
Bu duruma göre taraflar arasındaki uyuşmazlık henüz kesinleşmediğinden Kamulaştırma Yasanın 38. maddesinin iptal edildiği göz özüne alınarak; taşınmaz malikinin her türlü dava hakkını 20 yılla sınırlayan kanuni engel ortadan kalktığı gibi, kamulaştırma yetkisine sahip idarenin 20 senelik süreye dayanarak el attığı taşınmaz bedelini ödemeden mülkiyetini tapu iptal ve tescil yoluyla kazanması imkanı da ortadan kalkmıştır.
Diğer taraftan Medeni Yasanın 705. maddesinde taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda ön görülen sair hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi mülkiyetin tapu siciline tescil edilmiş olmasına bağlıdır ilkesi getirilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.12.1998 tarih ve 1996/4 Esas, 1998/3 karar s. kararına göre kazandırıcı zamanaşımı yoluyla tapusuz taşınmazların edinilmesine ait Türk Medeni Yasanın 639/1 maddesine göre verilen tescil kararları inşai-ihdasi, yapıcı, kurucu, yenilik doğrucu nitelikli kararlarıdır. Mülkiyet hakkı bu kararların kesinleştiği anda kazanılır. Öyle ise tescil kararı açıklayıcı bir karar değildir. Tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın mülkiyetinin ancak tescil kararı ile kazanılabileceğine ait bu İçtihadı Birleştirme Kararı ve MK. nun 705. maddesindeki ilke göz önüne alındığında, 2942 s. Yasanın 38. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptalinden önce kamulaştırmasız el atma tarihinden, dava tarihine kadar 20 senelik hakdüşürücü süre geçtiği takdirde, tapuda kayıtlı taşımazın mülkiyetinin idareye kendiliğinden geçtiği de kabul edilemez.
Malikin; kamulaştırılan taşınmazdaki mülkiyet hakkının, el atma gününden dava gününe kadar (Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce) 20 senelik süre geçmesi sebebi ile idareye geçtiği kabul edilemez. Anayasa Mahkemesince iptal edilen 2942 s. Kamulaştırma Yasanın 38. maddesine dayanılarak hüküm kurulması artık mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, taşınmaz malikinin; bedel artırım davasının süreye bakılmaksızın işin esasına girilerek sonuçlandırılması gerektiği düşüncesi ile Bozma kararının 1 no.lu bendinde belirtilen bozmaya ait çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy