(2942 S. K. m. 38) (4721 S. K. m. 705) (2709 S. K. m. 153) (HGK 25.05.2005 T. 2005/5-288 E. 2005/352 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca Onanması hakkında daireden çıkan kararı kapsayan 11.04.2005 gün ve 2005/1157 Esas - 2005/4183 Karar sayılı ilama karşı davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, tapu iptali için açılan davada yasa maddesi belirtilmeksizin 13.03.1957 tarihinde kamulaştırılan taşınmazların tapularının iptali ile davacı idare adına tapuya tescil edilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Mahkemece davanın reddine dair hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiş, karar Dairemizce onanmış, bu kez davacı idare vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dosyada yapılan incelemede;
Dava konusu taşınmazlardan 789 ve 797 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak Ankara 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde 1989/721 esas sayılı paydaşların açtığı kesinleşen dosyasının içeriğinden 1957 yılından önce el atıldığı anlaşılmıştır.
Davacı idare tarafından, dava konusu diğer parsellere de aynı tarihte el atıldığı savunulmuştur.
2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesinde; idare tarafından kamulaştırmasız el konulan taşınmazın, fiilen el koyma tarihinden itibaren 20 yıllık sürenin geçmesi halinde, taşınmazın malik, zilyet veya mirasçılarının her türlü dava haklarının düşeceği öngörülmüştür. Söz konusu Kamulaştırma Yasasının 38. maddesi hak düşürücü süreyi içermekte olup, bu husus kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, kamu düzenine ilişkin hususlar, tarafların talepleri olmasa bile mahkemece resen karara bağlanması zorunludur.
2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesine göre; idarenin el koyma tarihinden itibaren 20 sene geçmekle taşınmaz malikinin her türlü dava hakkı düşer. Başka bir anlatımla, mülkiyet bu süre dolmakla el atan idareye geçer. Bu husus 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 705. maddesindeki Taşınmaz mülkiyetinin kazınılması tescille olur. Miras, Mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanun da öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır hükmü ile açıklığa kavuşturulmuştur.
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesince; 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesi iptal edilmiş ise de, Anayasanın 153/son maddesi uyarınca; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi uyarınca, Kamulaştırma Yasasının 38. maddesinin iptal edilmesinden önceki kazanılmış haklara uygulanması imkanı da bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.05.2005 gün ve 2005/5-288 Esas-2005/352 sayılı kararında da bu husus benimsenmiştir.
Bu nedenle 789 ve 797 parsel sayılı taşınmazlar için Kamulaştırma Yasasının 38.maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilme ve dava tarihine kadar 20 seneden fazla süre geçtiğinden bu parseller yönünden davanın kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi,
Keza, dava konusu 790, 791, 792, 793, 794, 795 ve 796 parsel sayılı taşınmazlara da, el atma tarihinden dava tarihine kadar 20 seneden fazla süre geçmiş ise taşınmaz maliklerinin her türlü dava hakkı düşeceğinden, bu husus araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Sonuç: Hükmün bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşıldığından, davacı idare vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 11.04.2005 gün ve 2005/1157 Esas, 2005/4183 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene iadesine 27.10.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 38. maddesi, Anayasa Mahkemesince Anayasanın 2, 13, 35 ve 46. maddelerine aykırı bulunarak 04.11.2003 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 10.04.2003 tarih ve 2002/112 esas, 2003/33 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Anayasanın 35. maddesinde mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasanın 46. maddesinde belirtilen kamulaştırma, mülkiyet hakkına getirilen Anayasal bir sınırlamadır. İdare kamulaştırma yetkisini yasaya uygun olarak kullanmaksızın taşınmaza el atarak, Anayasada korunmayan bu davranış ile iptal edilen Kamulaştırma Kanunun 38. maddesine dayanarak 20 yıl geçmekle taşınmazın idare adına tapu kütüğüne tescilini sağlayacaktır. Ayrıca yirmi yıllık süre geçmesiyle taşınmaz malikinin her türlü dava hakkının düştüğü kabul edilmesi halinde taşınmazın hiçbir karşılık ödenmeden idareye geçmesi söz konusu olur. Bu durum mülkiyet hakkının özünü zedelemektedir. Kamulaştırmasız el koyma mülkiyet hakkına aykırıdır. (Anayasa Mahkemesi 10.04.2003 gün ve 2002/112-2003/33 sayılı kararının gerekçesi)
Avrupa İnsan Haklarının ve Temel özgürlüklerin korunmasına ilişkin sözleşmenin ek protokol 1. maddesindeki kurala dayanarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kamulaştırmasız el koymayı mülkiyet hakkına aykırı bulmaktadır.
İdare; kamulaştırma yapmadan, kamulaştırmasız el atma yoluyla el atmadan itibaren 20 yıllık süre dolmakla taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını sona erdiremez. İdarenin bu yetkisini yaratan 38. madde yürürlükte değildir. Bu maddeye dayanılarak taşınmaz malikin mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına devam edilemez. Mülkiyet hakkı (38. madde kalktığına göre) hukukumuzun genel prensipleri içerisinde zaman aşımına uğratılamaz. Kamulaştırma kanunun 38. maddesinin yürürlüğe girmesinden önce (08.11.1983 ten önce) taşınmazına kamulaştırmasız el konulan taşınmaz malikini dava hakkının sınırlandırılamayacağı 16.05.1956 gün ve 1956/1-6, 16.06.1956 gün ve 1954/1-1956/7 sayılı içtihadı birleştirme kararları ile belirtilmiştir. Şu anda 38. madde iptal edilmiş olduğuna göre iptal edilen maddedeki gerekçe kullanılarak mülkiyet hakkı kısıtlanamaz.
Anayasanın 152. maddesinin 3. fıkrasına göre, Anayasa Mahkemesinin kararı, mahalli mahkemenin esas hakkındaki kararı kesinleşinceye kadar verilirse, mahkeme Anayasa Mahkemesi kararına uymak zorundadır. Bir yasa kuralının Anayasaya aykırılığı iddiası ile itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesince verilecek karara uymak zorundadırlar.
Bu durumda, iptal davası ya da itiraz üzerine bir yasa kuralının iptali sonucu, mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözümlemekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı kuralı gereğidir.
Anayasanın 153. maddesine göre iptal kararları geriye yürümez ilkesi kesinleşmiş yargı kararları için geçerlidir. 10.03.1969 gün 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında açıklandığı gibi henüz çözümlenmemiş kesin hüküm halini almamış uyuşmazlık konusunda Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uygulanacaktır. İptal kararından önce verilmiş ve kesinleşmiş yargı kararları bakımından iptal kararı geriye yürümez.
Bu duruma göre taraflar arasındaki uyuşmazlık henüz kesinleşmediğinden Kamulaştırma Kanunun 38. maddesinin iptal edildiği göz özüne alınarak; taşınmaz malikinin her türlü dava hakkını 20 yılla sınırlayan yasal engel ortadan kalktığı gibi, kamulaştırma yetkisine sahip idarenin 20 yıllık süreye dayanarak kamulaştırmasız el attığı taşınmaz bedelini ödemeden mülkiyetini tapu iptal ve tescil yoluyla kazanması imkanı da ortadan kalkmıştır.
Diğer taraftan Medeni Kanunun 705. maddesinde taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi mülkiyetin tapu siciline tescil edilmiş olmasına bağlıdır ilkesi getirilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.12.1998 gün ve 1996/4 Esas, 1998/3 karar sayılı kararına göre kazandırıcı zaman aşımı yoluyla tapusuz taşınmazların edinilmesine ilişkin Türk Medeni Kanunun 639/1 maddesine göre verilen tescil kararları inşai-ihdası, yapıcı, kurucu, yenilik doğrucu nitelikli kararlarıdır. Mülkiyet hakkı bu kararların kesinleştiği anda kazanılır. Öyle ise tescil kararı açıklayıcı bir karar değildir. Tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın mülkiyetinin ancak tescil kararı ile kazanılabileceğine ilişkin bu İçtihadı Birleştirme Kararı ve M.K. nun 705. maddesindeki ilke göz önüne alındığında, 2942 sayılı Kanunun 38. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptalinden önce kamulaştırmasız el atma tarihinden, dava gününe kadar 20 yıllık hak düşürücü süre geçtiği takdirde, tapuda kayıtlı taşımazın mülkiyetinin idareye kendiliğinden geçtiği de kabul edilemez.
Malikin; kamulaştırmasız el atılan taşınmazdaki mülkiyet hakkının, el atma tarihinden dava tarihine kadar(Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce) 20 yıllık süre geçmesi nedeni ile idareye geçtiği kabul edilemez. Anayasa Mahkemesince iptal edilen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 38. maddesine dayanılarak hüküm kurulması artık mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, idarenin 20 yıllık süreye dayalı olarak açtığı tapu iptal ve tescil davasının reddi gerektiği düşüncesi ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Dosyada yapılan incelemede 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10.maddesi uyarınca kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazın bedelinin tesbiti ile taşınmazın idare adına tescili istemi ile dava açılmış ise de; davacı vekili 28.07.2004 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile davasını ıslah ederek 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 27.maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasını talep etmiş mahkemece de ıslah dilekçesi doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Bu kararın temyizi üzerine, davanın aynı Yasanın 10.maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tesbiti ve tescili niteliğinde olduğu ve mahkemece de bu şekilde karar verildiğinden bahisle hükmün onandığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı idare vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 27.06.2005 gün ve 2005/3060 esas, 2005/7531 sayılı onama kararının kaldırılmasına karar verilip, dosya üzerinde yeniden yapılan inceleme sonucunda; dava, ıslah edilmesi nedeniyle, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 27.maddesi uyarınca kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaz hakkında acele kamulaştırma kararı verilmesi, istemine dönüşmüştür. Mahkemece, ıslah edilen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 27.maddesi uyarınca verilen acele kamulaştırma kararlarının temyiz edilmesi mümkün bulunmadığından, bu husustaki taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin reddine, 18.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy