(2942 S. K. m. 38) (4721 S. K. m. 705) (2709 S. K. m. 153) (YHGK. 25.05.2005 T. 2005/5-288 E. 2005/352 K.)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak üzerinden enerji nakil hattı geçirilen ve pilon dikilen taşınmazın pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılarak üzerinden enerji nakil hattı geçirilen ve pilon dikilen taşınmazın pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir. Dosyada yapılan incelemede;
1- Dava konusu taşınmazdan, davalı idare tarafından 2 adet enerji nakil hattı geçirilmiş ve pilon dikilmiştir.
Birinci hat olan, Erciş-Muradiye eski hattının 06.02.1979 tarihinde yapıldığı, yeni hattın ise 2002 yılında yapıldığı anlaşılmıştır.
2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesinde; idare tarafından kamulaştırmasız el konulan taşınmazın, fiilen el koyma tarihinden itibaren 20 yıllık sürenin geçmesi halinde, taşınmazın malik, zilyet veya mirasçılarının her türlü dava haklarının düşeceği öngörülmüştür. Söz konusu Kamulaştırma Yasasının 38. maddesi hak düşürücü süreyi içermekte olup, bu husus kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, kamu düzenine ilişkin hususlar, tarafların talepleri olmasa bile mahkemece resen karara bağlanması zorunludur.
2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesine göre; idarenin el koyma tarihinden itibaren 20 sene geçmekle taşınmaz malikinin her türlü dava hakkı düşer. Başka bir anlatımla, mülkiyet bu süre dolmakla el atan idareye geçer. Bu husus 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 705. maddesindeki, Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, Mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanun da öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır" hükmü ile açıklığa kavuşturulmuştur.
Dava konusu taşınmaza 1979 yılında el atılarak enerji nakil hattı geçirilip, pilon dikildiği ve el atma tarihinden itibaren, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesinin, Anayasa Mahkemesince iptal edilme ve dava tarihine kadar 20 seneden fazla süre geçtiğinden, taşınmaz maliki olan davacı tarafın her türlü dava hakkının düştüğü anlaşılmıştır.
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesince; 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesi iptal edilmiş ise de, Anayasanın 153/son maddesi uyarınca; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi uyarınca, Kamulaştırma Yasanının 38. maddesinin iptal edilmesinden önceki kazanılmış haklara uygulanması imkanı da bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.05.2005 gün ve 2005/5-288 esas-2005/352 sayılı kararında da bu husus benimsenmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, birinci hat nedeniyle talep edilen irtifak hakkı karşılığı ile pilon yeri bedeline dair istemin reddi yerine kabulüne karar verilmesi,
2- Dava konusu taşınmazın yüzölçümü, niteliği, geometrik durumu ve enerji nakil hattı güzergahı dikkate alınarak irtifak hakkı nedeniyle değer düşüklüğü oranının taşınmazın tüm değerinin yüzde 18'ini geçemeyeceği gözetilmeden daha yüksek oranda değer kaybı oranına göre irtifak hakkı bedelinin fazla tespiti,
3- Taşınmazdan 19.09.2002 tarihinde geçirilen ikinci enerji nakil hattının zemin üzerindeki izdüşümü ile emniyet şerit alanı m2 olarak fenni bilirkişi Elektrik Mühendisi Nuri Yavuz'un raporunda gösterilmediğinden bu hususta ek rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,
4- 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 15/C maddesi uyarınca irtifak hakkının ve pilon yerinin Hazine adına tescili ile kullanım hakkının davalı idareye ait olduğunun şerh edilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
5- Dava konusu taşınmaz Yavuz Selim Mahallesinde 3234 m2 miktarlı tarla vasfında, emsal taşınmaz ise Yenişehir Mahallesinde 50 m2 yüzölçümlü arsa vasfındadır. Kamulaştırmasız el atma davalarında Kamulaştırma Kanununun değer biçmeye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanacağından, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeden, benzer yüzölçümlü ve yakın tarihli emsal taşınmazların dava konusu taşınmazla karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi gerekir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu Yavuz Selim Mahallesinden emsal bildirmeleri için taraflara mehil verilmesi, gerektiğinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
6- Değerlendirme tarihi olan 2004 yılında dava konusu taşınmaz ile, bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerlerinin, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Sonuç: Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenle HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene iadesine 20.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy