(2942 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin arttırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırma bedelinin arttırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu parselin kadastro tespiti çalışmaları sırasında başkası adına tespit gördüğünü, tesbite itiraz sonucu yapılan yargılama sonunda 04.10.2006 tarihinde davacı adına tescil edildiğini idare tarafından tebligatların tespit maliklerine yapılırken davacıya herhangi bir tebligat yapılmadığı bu nedenle 2942 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi uyarınca davanın tezyidi bedel davası olarak görülmesi talep edilmiştir.
Tebligat yapılmasa bile dava konusu taşınmaza davalı idarenin cevabı yazısına göre 29.12.1998 tarihinde el atıldığında Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre ilgilisinin süresinde bedel artırım davası açması mümkündür.
Ancak;
Davacının bu taşınmaz ile ilgisi Silvan Kadastro Mahkemesinin 1993/15 esas, 2006/98 karar sayılı ve 19.09.2006 tarihli lehine verilen tapu kayıt ve tescil kararı ile olmuştur. Daha önceden gerek tapulama tespit ve gerekse kadastro komisyonu kararı aşamasında davacının bu taşınmazla bir ilgisinin bulunduğu ileri sürülmemiştir. Bunun yanında Hazine vekili Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında duruşmalara katılarak savunmalarda bulunmasına rağmen yukarıda bahsedilen karar başlığında Hazine gösterilmediği gibi tapu kaydının oluşturulmasına ilişkin bu karara Hazine vekiline tebliğ edilmeden kesinleştirilmiştir.
Bu durumda hukuken henüz kesinleşmeyen Kadastro Mahkemesi kararı şeklen kesinleştirilerek davacı adına tapu kaydının oluşturulmuş olması davacının aktif husumet ehliyetini elde ettiğini göstermez.
Bu itibarla mahkemece Kadastro Mahkemesinin 19.09.2006 gün ve 1993/15 esas, 2006/98 sayılı kararının Hazine vekiline tebliğinin sağlanarak, kararın temyiz edilmesi halinde neticesi beklenip sonucuna göre davacı aktif husumet ehliyetini elde etmesi halinde davanın esasına girilip hüküm kurulması gerekirken, bu şekilde inceleme yapılmadan karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı idare vekilinin husumete ilişkin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 03.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy