(2942 S. K. m. 10, 11)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarda tarih ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca tetkiki taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunarak iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Mahkemece bozma ilamına uyularak inceleme ve işlem yapılmış ise de; alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;
1- Dava konusu taşınmaza emsal olarak incelenen 663 ada 12 ve 13 parsel s. taşınmazların 09.11.2005 günlü satış akit tablosundan, her iki parselin birlikte 10.000,00-YTL.'ye satıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi kurulu yanılgı sonucu her bir taşınmazın ayrı ayrı 10.000,00-YTL.'ye satıldığını kabul etmek suretiyle karşılaştırmasını yapmış ve bulduğu değerlerinde ortalamasını alarak dava konusu taşınmazın bedelini tespit ettiklerinden alınan rapor geçersizdir. Bu sebeple taraflara emsal göstermeleri için yeniden imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve dava konusu taşınmaz değerinin emsal karşılaştırması suretiyle tespiti için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle keşif yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2- Dava konusu taşınmaz kadastro parselidir. Satış akit tablosunda ise emsal taşınmazların arsa niteliğinde olduğu yazılıdır. Bu sebeple değerlendirme tarihi olan 03.02.2006 tarihinde emsal taşınmazların fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi olduklarının ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak sonucuna göre tespit edilen bedelden düzenleme ortaklık payının indirilmesi gerekip gerekmediğinin düşünülmemesi,
3- Davalı idare harçtan bağışık olduğundan peşin yatırılan harcın yatırana iadesine karar verilmemesi,
4- Kabule göre de;
Taşınmaza dava gününe göre değer biçildiğinden, ıslah ile istenen bölüm yönünden de dava gününden faiz verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde davacılara geri verilmesine, 18.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy