(2942 S. K. m. 10, 11) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayılan yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyleki;
Kamulaştırma Kanununun 11/1-g maddesine göre arsa niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken dava konusu taşınmaz ile emsalin zannet olmadıkça yakın bölgede ve benzer yüzölçümlü olması ve kamulaştırma tarihine yakın satışların emsal alınması gerekir.
Bilirkişi raporlarında somut emsal alınan ve dava konusu taşınmazdan 16 kat daha değerli olduğu kabul edilen taşınmaz Yenimahalle'de 215 m2 yüzölçümlü olup, dava konusu taşınmaz ise 10140 m2 yüzölçümlüdür. Dava konusu taşınmazdan bu oranda değer farkı bulunan ve küçük yüzölçümlü olan taşınmaz emsal olarak değerlendirmede esas alınamaz.
Ayrıca dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihine yakın zamanlarda emsal satışların bulunması da doğaldır. Bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacı idare ve bir kısım davalılardan peşin alınan temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine ve temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine, 23.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy