(2942 S. K. m. 10)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki 4650 Sayılı Kanun ile değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın reddine dair verilen yukarda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, 4650 Sayılı Kanun ile değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; davaya konu taşınmaz maliki C. İ.'in Suriye uyruklu olduğu anlaşılmıştır.
15.6.1927 tarihinde yürürlüğe giren Suriye Uyruklularının Gayrimenkulleri Hakkında 1062 Sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulunun 13.1.1939 gün ve 2/17317 Sayılı kararı ile Suriye ve Lübnan uyruklulara ait taşınmazların başkalarına devir ve ferağı yasaklanmış, 14.2.1942 gün ve 2/17317 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile de; muvazaalı temliklerin önlenmesi bakımından Suriye ve Lübnan uyruklu özel ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı, malları üzerinde haciz konularak satışlarının yapılması yasaklanmış, kamulaştırma bedelinin de Hazine elinde emaneten muhafaza edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
18.11.1957 gün ve 4/9697 Sayılı kararla da, Suriye uyruklulara ait olan taşınmazların rızai taksim ve ifrazına müsaade edilmemiş, ortaklığın giderilmesinin ancak mahkeme kararı ile olabileceği, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiği takdirde paranın Hazine yedinde emaneten muhafaza edilmesi kabul edilmiştir. 1.10.1966 gün ve 6/7104 Sayılı Suriye Uyrukluların Mallarının Tespiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkındaki Yönetmeliğin 1. maddesinde; Suriye uyruklu tüm özel ve tüzel kişilerin Türkiye'de bulunan taşınır ve taşınmaz mallarına Hazinece el konulacağı, 9. maddesinde ise Hazinenin müdahil olarak davaya katılması gerektiği öngörülmüştür.
Bu sebeple Hazinenin davaya dahil edilip, Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi gereğince kamulaştırma bedelinin tesbiti ile tespit edilen bedelinin Hazine adına bloke edilerek, taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine ve temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 08.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy