(3194 S. K. m. 10) (YHGK. 15.12.2010 T. 2010/5-662 E. 2010/651 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasının reddine dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla duruşma için belirlenen 15.03.2011 günü temyiz eden davacı vekiliyle aleyhine temyiz olunan davalı idare vekili Av. Serhat Yılmaz'ın yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp, taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, kalıcı el atma bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu taşınmaza davalı idarece fiilen kaldırım yapmak suretiyle el atıldığı, daha sonra bu kaldırımın kaldırıldığı, halen bu bölümde sadece stabilize malzeme bulunduğu anlaşılmıştır.
Yapılan incelemede; dava konusu taşınmazın 15.12.2001 tarih ve 741 onama sayılı 1/1000 ölçekli revizyon imar planında tamamının yeşil alanda kaldığı tespit edilmiştir. İmar planında kamusal hizmete tahsis edilen taşınmaza yönelik el atmaya, dava açıldıktan sonra davalı idarece son verilmiş olması kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceği anlamına gelmez. İmar planında da değişiklik yapılarak taşınmazın imar planındaki durumunun değiştirilmesi gerekir.
Kaldı ki; hiç el atma söz konusu olmasa dahi, Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010 gün ve 2010/5-662/651 sayılı kararı da gözetilerek imar planında yeşil alan olarak ayrılmış bulunan taşınmazın 3194 sayılı İmar Kanunun 10. maddesinin amir hükmü uyarınca 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl içerisinde davalı belediyece ayrılma amacına uygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle bedeli ödenmelidir.
Bu nedenlerle, işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HUMK'nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz eden davacı yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 825,00-TL. vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine ve temyiz harcının istenildiğinde ödeyene iadesine, 15.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy