(2942 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın DSİ Genel Müdürlüğü ve Karabıyık Köy Tüzel Kişiliği yönünden husumetten reddine, İl Özel İdaresi yönünden kabulüne dair verilen yukarda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İl Özel İdaresi vekili yönünden verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, Davalılardan İl Özel İdaresine karşı açılan davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı İl Özel İdaresi vekilince temyiz edilmiştir. Mahallinde yapılan keşif sonucu, taşınmazın dava tarihindeki değerinin biçilmesi yöntem itibari ile doğrudur. Ancak;
1- Dava konusu taşınmazlara net ot gelirine göre bedel belirlenmesi ile yetinilmesi gerekirken, otlatma payı da eklenerek fazla bedel tespit edilmesi,
2- Dava konusu taşınmazın niteliği ve bilirkişi raporundaki özelliklerine göre kapitalizasyon faizinin %5 oranında kabulüyle buna göre hesaplama yapılması gerekirken %4 oranında alınarak fazlaya hükmedilmesi,
3- Dava konusu taşınmazlarda, toprak üstünde bulunan depo ve rögar yerlerinin mülkiyet bedeline hükmedilmesi yerindedir. Ancak, toprak altındaki su boruları yönünden 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 11/son maddesi uyarınca irtifak hakkı karşılıkları tesbit edileceğinden davaya konu taşınmazların her birinin irtifak hakkı kurulmasından önceki tüm değerinin tesbit edilmesi ve bundan sonra, boru hattı sebebiyle taşınmazların tamamında meydana gelecek değer düşüklüğü oranının belirlenmesi ve bu oranla taşınmazların tüm değerinin çarpılması sonucu her bir taşınmaz için ayrı ayrı irtifak hakkı karşılığının hesaplanması gerekirken, bilirkişi kurulunca, bu yönteme uyulmadan toprak altından geçen boru hattının da mülkiyet bedeli belirlendiği gibi, değer düşüklüğü hesabı yapılırken de, her bir taşınmaz için ayrı ayrı değil, bir bütün olarak değerlendirildiğinden, yukarıdaki esaslara uygun bedel tespiti için bilirkişi kurulundan ek rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle H.U.M.K. nun 428. maddesi gereğince bozulmasına, peşin alınan temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine ve temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 18.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy