(2942 S. K. m. 10, 15)
Dava: Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasının kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş, davalılar vekili tarafından da temyiz dilekçesinde duruşma isteminde bulunulmuş olmakla, duruşma için belirlenen 06.07.2010 günü temyiz eden taraf vekillerinin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp, taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine gelen dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan raporlar geçersizdir. Şöyle ki;
1- Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden dava konusu taşınmazın 75,51 m2'lik bölümünün Karayolları Genel Müdürlüğünce 06.03.1990 tarihinde kamulaştırıldığı ve kamulaştırma işleminin kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu nedenle kamulaştırılan bu kısmın dışındaki yerin kamulaştırma bedelinin tespiti ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2- 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 15/4. maddesi gereğince bilirkişi kurulu, kamulaştırmaya konu olan yerin cins ve niteliğine göre, üçü odalar listesinden ikisi de idare kurulu listesinden seçilmek suretiyle beş kişiden oluşur. Mahkemece bu usule göre oluşturulmayan bilirkişi kurulu ile yapılan keşif sonucu alınan rapora göre hüküm kurulması,
3- Kabule göre de;
Dava konusu taşınmaz ile raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulunca emsal kabul edilen taşınmazın Arsa metrekare Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergi değerleri dikkate alındığında, dava konusu taşınmazın emsalden daha değerli olduğu anlaşılmasına rağmen, emsalin daha değerli olduğu kabul edilerek taşınmaza emlak vergi değerinin de altında düşük bedel tespiti doğru değildir.
Bu nedenle taraflara yeniden emsal bildirmeleri için imkan tanınması, gerektiğinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak alınacak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi gereğince bozulmasına, taraflara karşılıklı olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 750,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya, 750,00-TL vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalıya verilmesine, taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 29.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy