(2942 S. K. m. 10, 11)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasının idari yargı görevli olduğundan reddine dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla duruşma için belirlenen 15.06.2010 günü temyiz eden davacı vekili ile aleyhine temyiz olunan davalı idare vekilinin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp, taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan imar uygulaması sırasında 752 parsel sayılı taşınmazda davacının hissesine düşen 240 m2'den 84 m2'sinin Düzenleme Ortaklık Payı olarak kesildiği, kalan 156 m2 için de 166 Ada, 11, 16 ve 20 parsel sayılı taşınmaz malikleri aleyhine, davacı lehine ipotek tesis edildiği, ancak davacı lehine olan bu ipotek tesislerinin Emek Belediyesi'nin 01.05.1995 tarihli encümen kararı ile Belediye lehine dönüştürüldüğü ve davacı lehine olan ipoteklerin terkin edildiği, davacıya hissesine düşen 156 m2 için yer verilmediği gibi herhangi bir ödemede de bulunulmadığı anlaşılmıştır.
Gerek İmar Kanunu gereğince yapılan parselasyon işlemlerinin, gerekse İmar Affı Yasasında öngörülen imar ıslah çalışmalarının bir idari karara dayandığı kuşkusuzdur. Ancak, imar uygulaması yapılırken yasa gereği yapılan Düzenleme Ortaklık Payı kesintisi dışında kalan kısım için taşınmaz malikine ya hissesi karşılığında yer verilir, ya da hissesi bedele dönüştürülür veya belirli bir şahsın parseline dahil edilerek o şahıs aleyhine ve davacı lehine hissesi karşılığında ipotek tesis edilir. Her ne kadar davacı lehine hissesi karşılığında ipotek tesis edilmiş ise de, daha sonra encümen kararına dayanılarak tesis edilen bu ipotekler terkin edilmiştir.
Bu durumda, davacının taşınmazda Düzenleme Ortaklık Payı kesintisinden sonra kalan payına herhangi bir karşılık verilmeksizin kamulaştırmasız el atıldığı hususu tartışmasız olup, işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden yazılı gerekçelerle yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmesi.
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz eden davacı yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 750,00-TL. vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 15.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy