(2942 S. K. m. 35, 38)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davası ile Kamulaştırma Kanunu'nun 35 ve 38. maddelerine dayanan tapu iptali ile tescili istemine ilişkin karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen yukarda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili; karşı dava ise Kamulaştırma Kanununun 35 ve 38. maddelerine dayanan tapu iptali ile tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, karşı davanın reddine, asıl davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı İl Özel İdaresi Müdürlüğü vekilince temyiz edilmiştir.
Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibariyle doğru olduğu gibi tapu iptal ve tescili davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
Kamulaştırmasız el atma davalarında da Kamulaştırma Kanununun değer biçmeye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. Alınan bilirkişi raporunda davaya konu taşınmaz ile emsal taşınmazın emlak vergi değerlerinin eşit olduğu açıklandıktan sonra, davaya konu taşınmazın 1.14 kat daha değerli olduğunun kabulüyle buna göre 741.00-TL yerine, 1200,00-TL belirlenmesi ve davaya konu taşınmaz ile emsal olan taşınmazın yüzölçümleri arasındaki farklılık sebebiyle alınan rapor inandırıcı değildir.
Bu sebeple davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihine yakın zamanlarda emsal satışların bulunması doğaldır. Bu durumda taraflara, davaya konu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 11.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy