(3194 S. K. m. 10) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın reddine dair verilen yukarda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden davaya konu taşınmazların geldisi olan kadastral 365 parsel sayılı taşınmazın imar planında Karşıyaka Mezarlık Gelişme Alanında kalması sebebiyle davalı idare tarafından 1997 yılında kamulaştırılmasına ilişkin olarak karar alınmasına rağmen, sonradan davaya konu taşınmazların kamulaştırma projesinin dışına çıkarılması sebebiyle işlemlerin tamamlanmadığı, bilahare davaya konu taşınmazların Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile sera ve fidanlık kullanımına ayrıldığı ancak söz konusu imar planının İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.6.2008 gün ve 1606 Sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ve 1/5000 ölçekli Karşıyaka Mezarlık Gelişme Alanı Uygulama İmar ve Nazım İmar Planı değişikliği kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda; davaya konu taşınmazların 1996 yılından beri imar planlarında Karşıyaka Mezarlık Gelişme Alanı olarak ayrıldığı, ancak fiilen el atılmadığı anlaşılmış ise de, Yargıtay H.G.K.nun 15.12.2010 gün ve 2010/5-662/651 Sayılı kararı uyarınca imar planında mezarlık alanı, park, yol, okul alanı gibi kamu hizmetine ayrılmış bulunan yerlere el atılmamış olsa dahi bedeline hükmedileceğine ilişkin kararı da gözetilerek, 3194 Sayılı İmar Kanununun 10. maddesinin amir hükmü uyarınca 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl içerisinde davalı belediyece ayrılma amacına uygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması sebebiyle taşınmaz bedeli ödenmelidir.
Bu sebeple mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine ve temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 18.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy