(2942 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasındaki 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasının kabulüne dair verilen yukarda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca bozulması hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 26.4.2010 gün ve 2010/114 Esas - 2010/7046 Karar sayılı ilama karşı davalı vekili yönünden verilen dilekçeyle karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkin davada, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Yapılan incelemede; davaya konu taşınmazın yol olarak kamulaştırılması sebebiyle davacı idare tarafından açılan kamulaştırma bedelinin tesbitine ilişkin davada Ünye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/300 esas sayılı dava dosyasında davaya konu taşınmaza arazi olarak değer biçilip karar verildiği, bu kararın da tarafların temyiz itirazı üzerine Dairemizce taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 2010/114-7046 Sayılı bozma kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasının incelenmesinde:
Dava, 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan raporlar geçersizdir. Şöyle ki;
1- Dosyada bulunan belediye başkanlığının yazısında, davaya konu taşınmazın imar planı dışında, mücavir alan sınırları içinde, yol, elektrik ve telefon gibi belediye hizmetlerinden yararlandığı, yerleşim alanına çok yakın mesafede olduğu ve bilirkişi raporlarında da Karadeniz sahil kuşağında bulunduğu bildirilmiştir. Bu niteliklerine göre taşınmaz arsa vasfındadır.
Taşınmazın arsa niteliğine göre emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi gerektiği gözetilerek, taraflara emsal bildirmeleri için imkan tanınmalı, gerektiğinde resen emsal de celp edildikten sonra yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, fındık bahçesi olarak değer biçen geçersiz rapora dayanılarak hüküm kurulması.
2- Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan fındıklara da, taşınmaza kapama fındıklık olarak gelir metoduna göre biçilen değerinden, zeminine tarım arazisi olarak bulunan değerin indirilmesi suretiyle değer biçilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harçlarının istenildiğinde davalıya iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 10.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy