(3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. m. 10) (2942 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taşınmaz; 3194 sayılı Yasanın 18., 2981 sayılı Yasanın 10/c maddeleri uyarınca 13.12.2007 tarihinde imar uygulamasına tabi tutularak bedele dönüştürülmüştür.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 4650 sayılı Yasa ile 05.05.2001 tarihinde değiştirilmiştir. Bu tarihten sonra 2942 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde taşınmaz malikinin bedel davası açmasına ilişkin süreyle ilgili herhangi bir düzenleme bulunmadığından, davacının bedele dönüştürme işleminin tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde dava açma zorunluluğundan söz edilemez.
4650 sayılı Kanunla yasa koyucu bedel davası açma hakkını idareye tanımış ise de, idare dava açmadığından taşınmaz malikinin süresiz olarak dava açma hakkı vardır.
Ayrıca;
Davacı İ. D., davalı idareye verdiği 11.06.2008 tarihli dilekçesinde, “bedeli aynen kabul ediyorum. Bedel arttırım davası açmayacağımı kabul ve taahhüt ediyorum. İtirazım yoktur.” diye beyanda bulunmuş ise de; bu beyanın çekişmesiz bedelin kendisine ödenmesini sağlamak amacıyla olduğu açıktır. Zira çekişmesiz bedelin ödenmesini isteyen bir kişinin, bu isteminin altına "feragat beyanı" ibaresini eklemesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu haliyle irade fesadının varlığını kabul etmek gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın süresinde açıldığının kabulüyle işin esasına girilerek arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve imar uygulaması nedeniyle davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılmasına karar verilmesi gerekirken, davanın süre yönünden reddedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 13.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)