(2942 S. K. m. 38, Geç. m. 6)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın Fen bilirkişi raporunda B harfi ile işaretli 377, 38 m2'lik bölümü hakkındaki davanın 2942 sayılı yasanın 38. maddesindeki hak düşürücü süre dolduğundan reddine, geri kalan ve A harfi ile işaretli 965,00 m2'lik bölüm hakkında ise davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın B harfi ile işaretli bölümüne 1972 yılında el atıldığı anlaşılmaktadır. 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kanuna eklenen Geçici 6. madde ile;
... Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması halinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir. hükmü getirilmiş olduğu ve davacı taraf süresi içinde uzlaşma isteminde bulunmadığından, taşınmazın bu bölümü hakkında da, işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, bu kısım yönünden davanın reddine hükmedilmesi,
2- Dava konusu taşınmazın A harfi ile işaretli bölümüne gelince;
Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibariyle doğru olmakla birlikte alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
Dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerlerinin karşılaştırılmasında; dava konusu taşınmaz, emsal taşınmazdan daha değersiz olduğu anlaşılmasına rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazdan daha değerli olduğu kabul edilerek değer biçildiğinden alınan rapor inandırıcı değildir.
Bu nedenle, taraflara emsal satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Kabule göre de; dava konusu ve emsal alınan taşınmazın her ikisi de kadastro parselidir. Bu nedenle emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen bedelden, imar düzenleme ortaklık payının indirilmemesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428. maddesi gereğince bozulmasına taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 11.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy