(3194 S. K. m. 10) (YHGK. 15.12.2010 T. 2010/5-662 E. 2010/651 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiliyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi tarafların vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği düşünüldü:
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiliyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve dosya içindeki bilgi ve belgelere göre manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu sebeple davalı idare vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. Şöyle ki;
1- Yapılan incelemede; davaya konu taşınmazın 13.12.1998-15.3.1999 tarihli 1/1000 ölçekli Ümraniye revizyon uygulama İmar Planı kapsamında Belediye hizmet alanında kaldığı ve davaya konu taşınmazın yol olarak el atılan 10,71 m2.lik kısmı dışında kalan bölümüne idarece fiilen el atılmadığı anlaşılmış ise de. H.G.K.nun benzer konudaki 15.12.2010 gün ve 2010/5-662/651 Sayılı kararı da gözetilerek, imar planında park, yol ve okul alanı gibi kamu hizmetine ayrılmış bulunan yerlere el atılmamış olsa dahi 3194 Sayılı İmar Kanununun 10. maddesinin amir hükmü uyarınca 1/1000 lik uygulama imar planının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl içerisinde davalı belediyece, ayrılma amacına uygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması sebebiyle yer bedeli ödenmelidir.
Bu nedenle; davacı vekiline kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi mi, yer bedeli mi istediği açıklattırıldıktan sonra, davaya konu taşınmazın arta kalan bölümüyle de ilgili olarak karar verilmesi yerine eksik incelemeyle hüküm kurulması.
2- Kabule göre de:
Davacının arta kalan kısımla ilgili maddi ve manevi tazminat isteminin reddi sebebiyle tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde davacıya iadesine aşağıda yazılı kalan onama harcının davalıdan alınmasına ve tarafların temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 31.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy