(2942 S. K. m. 10, 11)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen yukarda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki delil ve belgelere göre davaya konu taşınmaza 1976 yılında el atıldığı anlaşılmıştır.
30.6.2010 günü yürürlüğe giren 5999 Sayılı yasa uyarınca uzlaşma esas ise de; davacı taraf ile idarenin uzlaşmadıkları anlaşıldığından, işin esasının incelenmesinde;
1) Kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedel davalarında da Kamulaştırma Kanununun değer biçmeye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmişse de alınan rapor geçersizdir. Şöyle ki;
Bilirkişi Kurulunca emsal olarak alınan taşınmazların satış değeri değerlendirme tarihine endekslendikten sonra emsal taşınmazların, davaya konu taşınmazdan 10-11 kat daha değersiz olduğu belirtilerek taşınmaza değer biçilmiştir.
Dava konusu taşınmazdan 10-11 kat daha değersiz olan taşınmazların emsal olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu sebeple taraflara, davaya konu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, geçersiz rapora göre hüküm kurulması,
2) Dava konusu taşınmazda, davalı paydaş olduğundan, bedeline hükmedilen bölümdeki davacı payının iptali yerine, bu kısmın tamamının tapusunun iptaline karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 21.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy