(2942 S. K. Geç. m. 6)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğrudur. Ancak;
1) Emsal alınan taşınmazın yüzölçümü 387 m2 olduğu halde hükme esas alınan 05.05.2010 tarihli bilirkişi raporunda 283 m2 olduğunun kabulü sonucu hatalı değerlendirme yapılması ve bilirkişilerden alınan ilk ek raporda dava konusu taşınmazın aynı emsalin %20'si, daha sonrakinde % 80'i değerinde kabul edilerek fahiş surette farklı ve birbiriyle çelişen birim fiyatları belirlendiğinden, bu raporların inandırıcı nitelikte olmadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda yeniden oluşturulacak bilirkişi heyeti ile taraflara uygun emsaller sunmaları sağlanıp gerektiğinde resen emsal de celbedilerek keşif yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, geçersiz ve tutarsız rapora göre hüküm kurulması,
2) Ecrimisil bedeli tayin edilebilmesi için el atma nedeniyle davacıların bu yeri kullanamamasından dolayı kazanç kaybına uğraması gerekmektedir. Bu itibarla, ecrimisil belirlenirken taşınmazın bulunduğu bölgedeki diğer arsaların dava tarihinden geriye doğru ecrimisil istenen süre içinde kiraya verilip verilmedikleri, veriliyorsa nasıl ve ne şekilde kiralandıklarının taraflardan delilleri sorulmak suretiyle tespit edilmesi ve davacı tarafa emsal kira sözleşmeleri ibraz etmesi için süre verilmesi, emsal kira sözleşmelerinin ibrazı halinde mahallinde yeni bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak alınacak rapor doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken, farklı mahallede bulunan bir taşınmaza ilişkin mahkeme kararma göre hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 05.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy