MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R -
Dava dilekçesinde, davalının Karakaya Apartmanında daire ve iş yeri sahibi olduğu, davalıya ..., ..., ..., ..., ...(.../...) nolu meskenler için 4936,20 TL, aynı meskenleri için 2014 Ekim ve Kasım ayı aidatı olarak 520 TL ve 2, 3, 8 ve 12 nolu işyerlerinin aidatı için 80 TL toplamda 5536,20 TL borç çıkartıldığını, netice olarak davalının ... İcra Müdürlüğünün 2014/578 esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın reddi ile 5536,20 TL borcun işlemiş olan faizi ile birlikte davalıdan tahsili, kötü niyetle yapılan itiraz sebebiyle %20 den az olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsili istenilmiştir.
Mahkemece 25/04/2016 tarihinde verilen görevsizlik kararının davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2018/6468 e, 2019/468 k ile “ Dosya kapsamında Kat Mülkiyeti Kanununun 17. maddesinin 3. fıkrası hükmü uyarınca yapılmış inceleme, keşif üzerine bu kapsamda alınmış bilirkişi raporu olmadığından mahkemenin görevli olup olmadığı noktasında bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; yapının fiilen tamamlanmış ve bununla birlikte bağımsız bölümlerin üçte ikisinin fiilen kullanılmaya başlayıp başlamadığı hususlarının yerinde yapılacak keşif ile tespit edilerek görev hususunun belirlenmesi, görevsiz olduğunun anlaşılması halinde görevli asliye hukuk mahkemelerince davaya bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi, aksi durumda; mahkemenin görevli olduğunun anlaşılması halinde ise işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken belirtilen hususların gözardı edilerek eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden” hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davacı alacaklı ... Apartman Yöneticiliğince ... İcra Müdürlüğünün 2014/578 E. sayılı dosyasından davalı borçlu ... aleyhine yürütülmekte olan icra takibin asıl alacak olan 5.536,20 TL ve 10/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz yönünden İPTALİ ile TAKİBİN DEVAMINA, 5.536,20 TL asıl alacağın % 20'si olan 1,107,24 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından esasa ilişkin olarak davacı vekili tarafından ise vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dosyada ki bilgi ve belgelerin incelenmesinde Mahkemece Yargıtay 20. Hukuk Dairesi bozma ilamına uyularak yapılan araştırma da kat irtifakı kurulu anataşınmazda ,mahalli bilirkişi ve polis tutanaklarında yapının % 95 seviyesinde bitirildiğinin belirtildiği yine alınan uzman bilirkişi raporunda yapının iskan belgesi olduğundan anataşınmazın tamamlanmış kabul edilmesi gerektiğini mütaala ettiği görülmektedir. Kat Mülkiyeti Kanunu 17. maddesi son . fıkra hükmü “(Ek: 13/4/1983 - 2814/7 md.) Kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamam-lanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçil-memiş olsa dahi anagayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır. “demektedir. Mahalli bilirkişi beyanları ve polis tutanağından yapının tamamiyle bitmediği ayrıca bilirkişi raporunun aksine dosya içerisinde bulunan yapı kullanma izin belgesinin kısmi iskan belgesi olup toplam 38 bağımsız bölüm olan binada sadece 18 bağımsız bölüm için düzenlendiği anlaşıldığından uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Buna göre görev hususu da genel hükümler uyarınca belirlenmelidir.
Hukuki uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemelerinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. Özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu nedenle mahkemece, genel hükümlere göre asıl görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde bakılmak üzere dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, esas hakkında hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de davacı tarafça davalı aleyhine açılan 2015/468 esas sayılı itirazın iptali davasında 17/12/2015 tarihinde verilen eldeki dosya ile birleştirme kararına rağmen bu dosya ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması da doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 22/02/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy