(765 S. K. m. 80, 342) (5237 S. K. m. 7, 43, 204) (5235 S. K. m. 12) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Yalan beyanda bulunmak suçundan sanık Cemil Kurtak hakkında yapılan duruşma sonunda; sanığın eylemi nesebi değiştirmek niteliğinde görüldüğünden bu suçtan mahkumiyetine ilişkin Şirvan Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 6.3.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C. Başsavcılığından bozma isteyen 26.1.2004 tarihli tebliğname ile 17.2.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Sanığın, imam nikahlı eşinden doğan çocuklarını, resmi nikahlı eşinden doğmuş gibi bildirerek, nüfusa kaydettirmesi biçiminde oluşan eyleminin 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesine uyan suçu oluşturduğu ve bu maddeden yargılama yapma görevinin yüksek dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5348 sayılı Yasa ile değişik 5235 sayılı Yasanın 12.maddesi uyarınca aynı eylemine uyan 5237 sayılı Yasanın 204/1. maddesine bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması karşısında, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın, nikahsız eşi Gülşen Onğulu'dan çocuklarını, resmi nikahlı eşi Fahriye Kulak'dan doğmuş gibi bildirerek, nüfusa kaydettirmesi biçiminde oluşan eyleminin; 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80.maddelerine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 342/1, 80.maddeleri ile hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 204/1, 43/1.maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında sanık yararına olması ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık Cemil Kurtak'ın temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce de bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 Sayılı Yasanın 8.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesinin gözetilmesine 13.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy