(5237 S. K. m. 7, 53, 116, 119, 141, 142, 151, 168) (765 S. K. m. 81, 493, 522) (5252 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK. nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK. nun 493/1-son maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/2, 119/1-c maddesindeki işyeri dokunulmazlığını ihlal ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2- Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK. nun 493/1, 522/1, 81/2 maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun aynı suça uyan 142/1-b, 53/1; 116/2, 119/1-c, 53/1; 151/1, 53/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; 5271 sayılı CMK. nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları ile ilgili olarak uzlaşma hükümleri de değerlendirilerek 5237 sayılı TCK. nun sanıklar yararına olduğunun gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Sanık K.in yakalandıktan sonra, çaldıkları malları sanık M.'e sattıklarını belirtmesi ve M.in işyerinde çalınan bir kısım eşyadan olan faks makinesi ile bir bilgisayarın ele geçirilerek yakınana teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; kısmi iade nedeniyle yakınandan rızası sorularak, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK. nun 168/1-4. maddesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Sanık M. A. hakkında 5237 sayılı TCK. nun 7/3. maddesi dikkate alınmadan 58. madde ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
5- 5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi göz ardı edilerek, 53/1-c bendinde belirtilen haklardan sanıkların mahkum olduğu hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar K. Ü. ve M. A. savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUKnun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 11.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy