(5271 S. K. m. 150, 151, 188, 289) (5237 S. K. m. 53, 116, 119, 142, 143) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 493, 522) (YCGK 26.12.2006 T. 2006/8-317 E. 2006/319 K.)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5560 Sayılı Kanun ile 5271 Sayılı C.M.K.nun 150/3. maddesinde yapılan değişiklik ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.12.2006 tarihli 2006/8-317, 2006/319 Sayılı kararı karşısında; hükmün tefhim edildiği son oturumda, sanığın savunmanı bulundurulmaksızın karar verilmek suretiyle 5271 Sayılı C.M.K.nun 150/3,151/1, 188/1, 289/3-e maddelerine aykırı davranılması, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın hırsızlık suçunu gece vakti arkadaşıyla birlikte, yakınanın etrafı çevrili olan ikametgahının zemin katındaki ahırının sağlam olan kilidini kırmak suretiyle işlediğinin anlaşılması karşısında eylemin 5237 Sayılı Kanunun 142/1-b; 116/1-4,119/1-c maddelerindeki suçları oluşturduğu halde yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 53. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,
3- 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, dosya içeriğine göre sanığın eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.nın 493/1, 522 (pek fahiş)maddeleriyle 5237 Sayılı Kanunun 142/1-b, 143, 53, 116/1-4, 119/1-c, 53. maddeleri uyarınca, konut dokunulmazlığını bozma suçuyla ilgili olarak uzlaşma koşulları da değerlendirilerek uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması.
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 07.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy