(5252 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 61, 14, 149) (765 S. K. m. 499) (5271 S. K. m. 232)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.7.2006 tarih, 2006/5-182/182 Sayılı kararlarında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde lehe Yasanın belirlenmesi amacıyla verilen uyarlama kararlarının duruşma açılarak verilmesi gerekir.
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) 5252 Sayılı Kanunun 9/3 maddesi uyarınca, hükümlü yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 Sayılı Yasaya göre suç oluşturan eylem sebebiyle temel cezanın anılan Yasanın 61. maddesindeki ölçütlerde gözetilerek ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması bakımından duruşma açılarak hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2) 5237 Sayılı T.C.K.'nun 148 ve 149. maddelerinde tanımlanan yağma suçları ile 765 Sayılı T.C.K.'nun 499/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, hükümlü ve suç ortaklarının yakınanı evinden alıp silah soruyla birkaç gün başka bir evde zorla alıkoyup 20 gün işten güçten kalacak biçimde darp ettikten sonra zorla senet aldıklarının anlaşılması karşısında; eylemin 5237 Sayılı Kanunun 149/1-a, c, d, h, maddesinde belirtilen nitelikli yağma suçu yanında aynı yasanın 109/2-3 a, b maddesinde tanımlanan kişiyi özgürlüğünden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu ve bu suç yönünden de değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Hükümlü hakkında yağma suçu sebebiyle uygulanan yasa maddelerine ilişkin fıkraların gösterilmemesi suretiyle 5271 Sayılı C.M.K.nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
4) Yağma suçunun işlenmesi sırasında mağdurun 20 gün işten güçten kalacak şekilde yaralanmasının, 5237 Sayılı T.C.K.'nun 149/2. maddesinde tanımlanan ve aynı yasanın 87. maddesinde belirtilen yaralama niteliğinde bulunmadığı ve yağma suçunun unsuru olduğu gözetilmeden hükümlü hakkında yazılı biçimde uygulama yapılması,
5) Sanık hakkında yaralama suçu yönünden temel ceza uygulaması 5237 Sayılı yasa hükümleri uyarınca yapıldığı halde, takdiri indirim sebebiyle yapılan ceza indiriminde 765 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması suretiyle karma uygulamaya gidilmesi,
6) Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla hükümlülüğün yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı T.C.K.'nun 53/1. maddesinin a, b, c, d, e bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
7) Hükümlünün eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.'nun 499/1. fıkra 2. cümle, 522 (pek aşırı), 59/2 maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.'nun aynı suça uyan 149/1-a, c, d, h, 62 ve 109/2-3 a, b, 62. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, 5237 Sayılı Kanunun 7/2, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ışığında, uygulamaya göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiği,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 20.4.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy