(765 S. K. m. 492, 493, 522) (5237 S. K. m. 7, 116, 141, 142, 143) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın, olay gecesi saat 03.00-04.00 sıralarında yakınanın evinin yerden bir metre yüksekliğindeki balkonuna çıkıp açık pencereden içeri girerek, ekonomik koşullara, paranın satın alma gücüne ve Dairemiz uygulamalarına göre, normal sınırları içinde kalan 1.870.000.000 TL değerindeki eşyayı çalması biçimindeki eyleminin 765 sayılı TCY.nın 492/1, 522/1 (normal) maddelerine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden, sanık lehine olan yasanın belirlenmesi için hükmün gerekçesinde değerlendirme yapılırken, aynı biçimde olduğu kabul edilen eylemin anılan yasanın 493/1, 522/1 (pek aşırı) maddelerindeki suçu oluşturacağı ve 4 yıl 6 ay hapis cezası verileceği belirtilip bu nedenle lehe olduğu kabul edilen 5237 TCY.nın 142/1-b, 143/1. maddeleri uyarınca yazılı biçimde hüküm kurulması;
2- Kabule göre de;
a) 5237 sayılı TCK. nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 492/1 maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK.na göre hırsızlığın yanı sıra, aynı Yasanın 116/1-4 maddelerine uyan geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu gözetilip, bu suçla ilgili ceza verilmemesi;
b) Sanığın, TCY'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
3- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 492/1, 522/1 (normal) maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1; 116/1-4. maddelerinde öngörülen cezanın alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında uygulama yapılarak sanık yararına olan yasanın belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğname gibi BOZULMASINA, 29.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy