(765 S. K. m. 59, 495, 497) (5237 S. K. m. 7, 35, 53, 62, 106, 142) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Olay tarihinde yakınanla aynı araçta yolculuk yapan sanığın, yakınanın çantasından cep telefonunu alarak araçtan inip kaçmaya çalıştığı sırada fark edilmesi üzerine, yakınan, vatandaşlar ve kolluk personeli tarafından kovalanmaya başlandığı, sanık kaçarken suça konu cep telefonunu yere attığı ve bir sokakta sıkıştırılıp yakalanacağını anlayınca üzerindeki bıçağı çıkartıp, gelenleri tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında; 5237 Sayılı T.C.K.nunda, 765 Sayılı T.C.K.nun 495/2. maddesinde tanımlanan dolaylı yağma suçuna yer verilmediği, sanığın eyleminin 5237 Sayılı Kanunun 142/2-b, 35/2, 106/2-a maddelerinde düzenlenen hırsızlık ve tehdit suçlarını oluşturduğu gözetilerek, yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
2- Hükümlünün eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.nın 497/1, 59/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K. nın aynı suça uyan 142/2-b, 35/2, 62, 106/2-a, 62. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda, anılan Yasanın 7/2, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ışığında, 5237 Sayılı Kanun hükümlerinin sanık yararına olduğunun gözetilmesi,
3- 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçuyla ilgili ise; hüküm tarihinde yürürlükte olan 5083 Sayılı Yasaya, 5335 Sayılı Kanun ile eklenen 2/3. maddesi uyarınca, para cezalarının hesaplanmasında bir Yeni Türk Lirasının artıklarının hesaba katılamayacağının anlaşılmasına göre; yeniden uyarlama yapılması gerekirken, 6136 Sayılı Yasada lehe bir değişiklik yapılmadığı gerekçesi ile uyarlama yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4- Kabule göre de;
a- Yağma suçunda uygulama yasa maddesinin yanlış gösterilmesi,
b- 5237 Sayılı T.C.K.nun 53. maddesinin (c) fıkrasındaki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverilme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin 3. fıkrasına aykırı davranılması.
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle kısmen istem gibi bozulmasına, 29.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy