(5237 S. K. m. 53, 58, 73, 116, 168) (5271 S. K. m. 253, 255)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Adli emanetin 2006/7329 sırasına kayıtlı zapt edilen 1 adet tornavidanın müsadere edilip edilmeyeceği ve mala zarar verme suçundan zamanaşımı içerisinde yerinde karar verilmesi olanaklı kabul edildiğinde ve tekerrüre esas alınacak nitelikte eski hükümlülüğü bulunan sanık hakkında TCK.nun 58 inci maddesinde öngörülen tekerrür hükümlerinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Sanığın, kuaförde yatıp kalkan yakınanlar M. M. ve İ. C.'a ait birer kot pantolonunu çaldıklarının anlaşılması karşısında, eylemlerinin iki ayrı hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde tek hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
2-) Suç tarihinde güneşin 07.21'de doğduğu, gece vaktinin 06.21'de bittiğinin anlaşılması karşısında, eylemin 04:45'de geceleyin işlendiği dikkate alınmadan, yazılı şekilde uygulama sonucu eksik ceza verilmesi,
3-) Sanığın, çaldığı eşyalarla yakınanların çalıştığı işyerinden çıkarken AK Parti binası önünde nöbet tutan polis memuru tanık E. tarafından farkedilip, durumu bildirdiği diğer polis memurlarınca kovalamaca sonrasında yakalandığının anlaşılması karşısında; hırsızlık eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı dikkate alınmadan yazılı şekilde uygulama sonucu fazla ceza verilmesi,
4-) Sanığın kaçarken, rızai iade olmaksızın, çaldığı eşyaları yere attığının anlaşılması karşısında; somut olayda 5237 sayılı Yasanın 168 inci maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağının dikkate alınmadan yazılı şekilde uygulama sonucu eksik ceza verilmesi,
5-) a-Geceleyin iş yeri dokunulmazlığını bozma suçu açısından; Uzlaşma kurumu uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir yöntemdir. İlk kez 5237 sayılı TCK.nın 73/8 ve 5271 s. Kanunun 253, 255 inci maddelerinde yerini bulmuş, kanundaki düzenleme yeterli olmaması ve uygulamanın sınırlı olması nedeniyle 5560 s. Kanun ile 73/9 yürürlükten kaldırılmak suretiyle uzlaşma kurumu tümüyle Ceza Muhakemesi Kurumu haline gelmiştir. CMK.nın 253-254 üncü maddelerinde değişiklikle alanı genişletilirken yöntemi ile de taraflara uzlaşma teklifi kural olarak Cumhuriyet Savcısı tarafından veya Cumhuriyet Savcısının talimatı üzerine adli kolluk görevlisince kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddedilmesinin hukuki sonuçları anlatılarak yapılması olanaklı kılınmıştır. Hal böyle olunca, Cumhuriyet Savcısının uzlaşma teklifini anılan yasa değişikliklerine uygun olarak yapması gerekeceği açıktır. İncelenen dosyada, 5560 sayılı Yasayla değişik 5271 sayılı CMK.nın 253 üncü maddede öngörülen yöntemlere uygun yapılmış bir uzlaşma teklifinin bulunmadığı dikkate alınmadan duruşmaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,
b- Gece sayılan zaman diliminde, yakınan B. A.'a ait kuaföre girerek hırsızlık yapan sanığın eyleminin, ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 116/2-4 üncü maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğunun anlaşılmasına karşın, aynı yasanın 116/1 inci maddesinden hüküm kurulması,
6-) Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY'nin 53/1 inci maddesinin a,b,c,d,e bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2 nci fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık Ü. Ü.'nin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 30.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy