(765 S. K. m. 40, 497, 522) (5237 S. K. m. 53, 63, 149) (YCGK. 18.09.2007 T. 2007/8-125 E. 2007/186 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: 1-) Saat 21:30 sıralarında ertesi gün satışa sunulacak olan ve tezgahta bulunan bir çuval havucu alıp uzaklaştıkları sırada kendilerini uyaran tanık A. A.'u kendilerine engel olmaya çalışması halinde öldürmekle tehdit ederek olay yerinden uzaklaştıkları sırada polis tarafından yakalanan sanıklar K. A. ve H. K.'ın eylemlerinin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
2-) Sanıklar K. A. ve H. K.'ın eylemlerine uyan 765 Sayılı T.C.K.nun 497/1, 522/1, 40. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nun aynı suça uyan 149/1-c-h, 53, 63. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların alt ve üst sınırları bakımından; 5237 Sayılı Kanunun hükümlü yararına olduğunun gözetilmemesi,
3-) Tarsus 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.3.2003 gün ve 2002/191-2003/127 Sayılı hükme ilişkin, sanıklar H. K. ve K. A. yönünden yasal süresi içerisindeki temyizler üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 23.11.2005 tarihli bozma kararı ile, lehe hükmün belirlenmesi için Mahkemesine iade edildiği, bozmadan hükmü temyiz etmeyen A. G.'ün de yararlandırılmasına karar verildiği, hükümlünün yokluğunda açıklanan hükmün, adı geçen hükümlüye yöntemine uygun olarak tebliğ edildiği ve temyiz edilmeyerek kesinleştiğinin anlaşılması karşısında,
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.9.2007 gün ve 2007/125 - 2007/186 Sayılı kararında da açıklandığı üzere, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle, lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü A. G. hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar K. A. ve H. K. hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca ayırma kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam olunarak hükümlü A. G.hakkında yazılı biçimde karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar K. A. ve H. K. ile hükümlü A. G. savunmanlarının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlü A. G. hakkında diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, sanıklar K. A. ve H. K. hakkında 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 03.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy