MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir şeklindeki açık ve buyurucu hükümleri karşısında; kararda sanığın yokluğunda verilen hükmün kanun yolu başvuru merci ile şeklinin belirtilmemesi ve temyiz süresinin başlangıcının, “tefhim veya tebliğ” tarihinden itibaren başlayacağı belirtildiğinden, eksik ve yanıltıcı ibare nedeniyle ve ayrıca sanığın en son adres olarak gösterdiği “... Mahallesi, 100.... İÖO. yanı, ...No, Merkez/..." adresine tebligat çıkarıldığı, çıkarılan 04.08.2008 tarihli tebligatta, “cadde ve sokak numarası olmadığından, muhatap ismen tanınmıyor” denilirken, yapılan tebligatın iade edildiği ve sanığa "... Köyü, Merkez/..." adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi gereğince 05/09/2008 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiş ise de; Tebligat Yasasının 23.maddesinin 9. bendine göre, tebliğ evrakının tebliğ memurunun adını içermesi gerektiği ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddesine göre “... veya... adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir” denildiği halde, sanığa yapılan tebligat belgesinin dağıtıcının adının yazılmaması ve komşu imzası ya da imtina açıklamasını taşımadığı ve yapılan tebligat
işleminin usulsüz olduğu; sanık hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre tebliğ edildiği belirtilmiş ise de; anılan maddenin uygulanabilmesi için gerekli ön şart olan kendisine veya adresine Kanun'un gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise söz konusu Kanun'un 35.maddesinin son fıkrasında gösterilen istisnaî durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında; gerekçeli kararın tebliği için sanığın bilinen son adresine çıkartılmış tebligat bulunmaması sebebiyle anılan Kanun maddesi uyarınca doğrudan yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı gibi, Tebligat Tüzüğü'nün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı Tüzüğün 28. maddesinde adres araştırmasına yönelik olmak üzere belirtilen şekil şartları yerine getirilmeden yapılan tebligatın da geçerli sayılamayacağı, bu sebeple ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08.07.2008 gün, 2008/245 esas, 2008/433 sayılı kararın sanık hakkında kesinleşmediği anlaşıldığından; hükmün esasına yönelik yapılan incelemede;
Sanığın adli sicil kaydına göre, ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2004/61 Esas, 2004/208 Karar sayılı, 10.06.2004 kesinleşme tarihli tekerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde hakkında 5237 sayılı TCY’nin 58. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
I- Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun, koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle, aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “53. maddenin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine “sanığın, TCY’nin 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, 3. fıkrası uyarınca da kendi alt altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” tümcesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Sanığın doğum tarihinin “10/06/1974” olmasına karşın, gerekçeli karar başlığında "01/10/1971" olarak yazılması,
2-) Gerekçeli karar başlığında sanığın sıfatının “şüpheli” olarak yazılması,
3-) 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine aykırı olarak gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği yerin yazılmaması,
4-) Kolluk görevlilerince düzenlenen 03/05/2008 tarihli olay, yakalama, üst arama, muhafaza altına alma ve savcı ile görüşme tutanağına göre; olay günü, saat 04:30 sırlarında, devriye görevini ifa etmekte iken tesadüfen olay yerinden geçen polis memurlarının durumu fark etmeleri üzerine, hırsızlık yapıldığının anlaşılması, güneşin de yaz saati uygulamasına göre ...’ta saat 05.10’da doğduğunun anlaşılması nedeniyle; suçun geceleyin işlendiğine ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan hırsızlık suçundan 5237 sayılı Yasanın 143. maddesiyle hüküm kurulması,
5-) 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun, koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
6-) Suçta kullanılan ve Adli Emanetin 2008/185 sırasında kayıtlı bir adet hortumun müsaderesi konusunda bir karar verilmemesi,
Kabule göre de;
İddianamede belirtilmemesine ve 08.07.2008 tarihli kısa kararın okunduğu son oturumda, Cumhuriyet Savcısının sanık hakkında yakınana karşı eylemlerinden ötürü 5237 sayılı Yasanın 142/1-b-e, 143, 35/2, 151/1, 53, 63. maddeleri ile cezalandırılmasına karar verilmesi yönünde mütalaada bulunduğu, ancak söz konusu oturumda, sanığın hazır bulunmadığı, dolayısıyla mütalaaya karşı beyanının da saptanmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 226.maddesi kapsamında sanığa ek savunma hakkı tanınmadan söz konusu maddenin uygulanarak, cezasında arttırım yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 05.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.