MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
... Ağır Ceza Mahkemesinin 24.09.2002 tarih 2002/39 esas-2002/175 sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik eylemlerinden ötürü 765 sayılı TCK'nın 308/2. maddesi gereğince 8 ay hapis ve 142.365.600 TL Ağır Para Cezası ile ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesinin ardından anılan hükmün sadece sanıklar ... ve... tarafından lehe temyizi üzerine,
Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 14.07.2005 tarih 2003/7678 Esas-2005/7097 Karar sayılı ilamı ile sanıklar hakkında kurulan hükmün vasıflandırılmasında hata yapıldığı gerekçesiyle bozularak eylemin “765 sayılı TCK'nın 499/1-2.cümle, 522 ile hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 149/1-c-h, 109/2-3-b maddelerine uyduğu ve bu suretle lehe yasa değerlendirilmesi gerekliliğinden” bozulmasına karar verildiği, temyizin kapsamı itibari ile CMUY 326/son maddesi uyarınca sanıklar ... ve...'ın netice ceza olarak kazanılmış haklarının korunmasına karar verildiği,
Haklarındaki evrak tefrik edilen sanıklar ... ve ... hakkında ise 16.10.2002 tarihinde ... Sulh Ceza Mahkemesine aynı eylem nedeniyle açılan kamu davasında mahkemece 26.03.2004 tarihinde eylemin “765 sayılı TCK'nın 499. maddesine vücut vermesi ihtimaline binaen” görevsizlikle ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin ardından tarafları ve konusu aynı olan ve tefrik edilerek yargılamaları yürütülen dosyaların ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/61 Esas sayılı dosyası üzerinden birleştirilmesine karar verildiği, savunmaları tespit edilemeyen yakalamalı sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki evrakın tekrar tefrik edilerek aynı mahkemenin 2008/45 esas sayılı dosyasına kayıt edilmesinden sonra temyize konu kararın verildiğinin anlaşılması karşısında;
Sanıklar ... ve ...'ın eylemlerinin bir bütün halinde 765 sayılı TCK'nın 499.maddesini oluşturduğu,anılan maddenin mürekkep suç olması nedeniyle bünyesinde yağma ve hürriyeti tahdit suçlarını birlikte barındırdığı, sanıkların eyleminin 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 149/1-c-h, 109/2-3-b maddelerine ayrı ayrı vücut verdiği anlaşılmakla, temyizin kapsamının bu suretle belirlenmesi ve kazanılmış hak ilkesi gözetilmek sureti ile sanık ... hakkında yağma ve hürriyeti tahdit suçlarından ayrı ayrı kurulan hükümler kül halinde temyiz incelemesine tabi tutularak yapılan incelemede;
I-Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetten yoksun bırakma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’un 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanıklar hakkında yağma suçu ile sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Dosya içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Hakkındaki karar kesinleşen sanık ...'ın terk ettikleri katılana ait aracın yerini bildirmek sureti ile iadesini sağladığının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerini düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 168/3. maddesi ile uygulama yapılıp yapılmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
2-(1) nolu bozma konusu değerlendirildiğinden sonra sanık ...'a yüklenen ve suç teşkil eden fiiller hakkında 1412 sayılı CMUK. 326 (5271 sayılı CMK'nın 307) maddesinin takdiri zorunluluğu,
3-Sanıkların, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.