MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Üye ...'un 6526 sayılı Kanunla Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen geçici 14/4.madde son cümlesinin Türkiye Anayasası ve milletlerarası antlaşmalara aykırı olduğu, bu nedenle Anayasa Mahkemesine başvurulması görüşü oyçokluğu ile reddedilerek yapılan incelemede;
Sanık ... hakkında açılan kamu davaları hakkında zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
I- Sanık ... hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma; sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik mala zarar verme ve katılanın aracına yönelik eylem dışında kalan yağma suçları; sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma ve mala zarar verme; sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik yağma; sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdur ...'ye yönelik yağma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Suç işlemek amacıyla örgüt kurmakla suçlanan sanık ... ile suç örgütüne üye olmakla suçlanan diğer sanıkların devamlılık içeren kanunun suç saydığı fiilleri işlemek (suç işleme programı altında) amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna ve sanık ...'ın faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kollektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ettiğine dair bir kısım mağdurların soyut beyanları dışında dosya kapsamında delil bulunmadığı; sanık ...'in, katılan ...'a yönelik eylemler yönünden sanıklar ... ve ...'i azmettirmediğine ilişkin savunması ile sanık ...'in katılan ...'a yönelik mala zarar verme, sanıklar ... ve ...'nun, katılanın aracına yönelik eylem dışında kalan yağma; sanıklar ..., ... ve ...'in, mağdur ...'ye yönelik yağma suçlarını işlediklerine ilişkin savunmalarının aksine; katılan ve mağdurun soyut beyanları dışında hükümlülüklerine yeter, inandırıcı, kesin, somut ve hukuka uygun kanıtlar bulunmadığı; pastanecilik yapmakta olan mağdur ...'un işyerine gelen sanık ...'ın mağdura hitaben “Bize her Cumartesi bir şişe rakı alır mısın, ne olacak 20 TL” dediği, mağdurun “Alırsam senin bana ne faydan olacak, neyin karşılığında bu rakıyı alacağım” demesi üzerine de sanığın, “Biz bu mahallede 40 kişiyiz, bu mahallenin kahrını biz çekiyoruz” dediği, mağdurun “benim kahrımı çekme” demesi üzerine sanığın bir şey demeden işyerinden ayrıldığı, sanık ...'ın bu olaydan yaklaşık 5-6 ay sonra mağdurun pastanesine bir çocuk göndererek tatlı almasını istemesi üzerine çocuğun mağdurun pastanesine gidip 2-3 kilo baklava istediği, mağdurun 2,5 kilo baklavayı hazırlayıp parasını istediğinde çocuğun, “Bu baklava... abimin, beni o gönderdi” demesi üzerine mağdurun, “Çağır o gelsin” dediği, kısa bir süre sonra sanık ...'ın pastaneye gelerek “Sen yarın dükkanı taşıyor musun, kesersin tatlının faturasını daha sonra öderiz” dediği, mağdurun “Tatlının parasını yarın getirecek misin” demesi üzerine sanık ...'ın “getireceğim” diyerek tatlıyı alarak işyerinden ayrılıp daha sonra da parasını getirmemesi şeklinde gerçekleşen somut olayda, yağma boyutuna varan cebir veye tehdidin bulunmadığı anlaşıldığından; belirtilen suçlar yönünden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Tekerrüre esas hükümlülükleri bulunan sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik mala zarar verme suçu yönünden hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58.maddesiyle uygulama yapılmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; O yer Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin kısmen istem gibi ONANMASINA,
II- Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'ın aracına yönelik yağma suçu ile sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'ya yönelik yağma ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Sanıklara suç atmasını gerektirir bir neden bulunmayan katılan ...'ın aşamalardaki ısrarlı ve tutarlı anlatımları ile sanıklar savunmaları bir arada değerlendirildiğinde; sanıklar ... ve ...'in katılan ...'ın aracına yönelik yağma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden,kanıtların değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde beraat kararı verilmesi,
2-Mağdur ...'nın aşamalardaki beyanlarında özetle : “....yanında babası İbrahim ile akrabası ...isimli şahıs olduğu halde işletmekte olduğu büfede bulunduğu esnada sanık ...'ın gelerek, '...'nun selamı var, bana bira verin' dediğini, kabul etmemesi üzerine ...'ın küfür ve hakaret edip kendilerine saldırarak 'Biz ...'ın çocuğuyuz, bize bakacaksın, bu mahallenin güvenliği benden sorulur' deyip bıçak çektiğini, olayı gören sanık ...'in de ...'ın yanına gelerek ona destek verdiğini, ...'ın elinde bıçak,...'in de yerden aldığı reklam tabelası ile akrabası ...'e saldırdıklarını, ...'in silahını çıkarması üzerine de sanıkların 'bu olayın hesabını soracağız' diyerek ayrıldıklarını, aynı gece aracının lastiklerinin kesildiğini, 2-3 gün sonra da büfenin camlarının kırıldığını, bu olayları gerçekleştirenlerin ..., ... ve ... isimli şahıslar olduğunu” beyan etmiş olduğunun anlaşılması karşısında; mağdurun beyanlarında geçen babası... ile akrabası ... isimli şahısların tanık olarak beyanları alınıp sonucuna göre sanıklar ... ve ...'in hukuki durumlarının ve suç vasfının değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY:
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 105/6. maddesi ile yürürlükten kaldırılan; ancak, aynı Kanunun geçici 2/4. maddesi uyarınca, bu mahkemelerde açılmış olan davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bakmakla görevlendirilen, CMK’nın yürürlükten kaldırılan 250/1. maddesine göre görevli mahkemeler, 6 Mart 2014 tarihli, mükerrer 28933 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/1. maddesi gereğince kaldırılmışsa da, anılan maddenin 4. fıkrasına, “Bu mahkemelerce verilip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Yargıtayın dairelerinde bulunan dosyaların incelenmesine devam olunur.” hükmü konulmuştur. Sözü geçen bu hüküm, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Şöyle ki;
1-Özel yetkili mahkemeler, “Adil Yargılanma Hakkı” ve “Yargı Birliği”ni sağlamak amacıyla kaldırılmıştır. Bu husus, anılan Kanunun genel gerekçesi ile sözü geçen madde gerekçesinde belirtilmiş; tüm ağır ceza mahkemelerinin aynı usul kurallarına tâbi olması amaçlanarak, adil yargılanma hakkı için gerekli olan özel soruşturma ve kovuşturma usullerine son verilmesi amaçlanmıştır.
Ancak, 6526 sayılı Kanunla Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen geçici 4/4. maddesine eklenen son cümle ile özel-genel mahkeme ayrımı sürdürülmekle; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36; “Kanuni hâkim güvencesi” başlıklı 37 ve “Suç ve Cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı bir düzenleme yapılmış ve yargı birliği ilkesi ihlal edilmiştir.
2-Mahkemeler, bütün işlemlerinde, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan “Kanun önünde eşitlik” ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. 6526 sayılı Kanunla kanıt toplama yöntemleri değişmiş; yargılama hukuku, hukuka uygun ve güvenilir hâle getirilmiştir. Önceden, CMK’nın 250. maddesi kapsamında kalan soruşturma ve kovuşturmalarda, şüpheli ve sanıklar yönünden mevcut kısıtlayıcı hükümler kaldırılmakla, kişilerin hukuki güvenlik hakları ile yargılama eşitliği sağlanmıştır.
3-Keza bu cümle, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan, “Hak arama hürriyeti ile herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu”; 37. maddesindeki, “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı” ve 38. maddesinde yer alan, “Kanuna aykırı olan elde edilmiş bulguların, delil olarak kabul edilemeyeceği” hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.
4-Çağdaş anayasaların temel kurallarından birisi de kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği kuralıdır. Kanun koyucu, CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemeleri kaldırmakla, bu mahkemelerin, normal ağır ceza mahkemelerine göre daha güvencesiz olduğunu kabul etmiştir.
5-CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemelerin kaldırılarak diğer ağır ceza mahkemelerine gönderilen davaların sanıklarıyla, kararları Yargıtay’da temyiz incelemesinde bulunan dosyaların sanıkları arasında fark yaratılması da Anayasa’nın 10. maddesinde yazılı eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmuştur.
6-Anayasa’nın 90/son maddesinde yer alan “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” kuralı gereği olarak da; yapılan düzenleme, AİHS’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
Özetle, 5526 sayılı Kanunun 1. maddesi ile Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14. maddenin 4. fıkrasının son cümlesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve Ülkemizin kabul ettiği milletlerarası antlaşmalara aykırı olduğundan, 152. madde uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulması ve verilecek karar sonucuna kadar temyiz incelemesinin geri bırakılması görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy