MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın ....Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/597 Esas 2006/1029 Karar sayılı tekerrüre esas hükümlülüğü bulunduğu halde hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
I-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla CMUK'nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak yerine “53/1.maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3.maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.10.2007 gün ve 2007/6-195 esas, 2007/197 sayılı kararı ışığında, yakınanın işyerine asma kilid kırılarak girilip, bilgisayar, fotoğraf makinası, para ve kontak anahtarı ve bu anahtar kullanılarak işyeri içerisinde bulunan aracın çalıştırılıp götürülmesi biçiminde gerçekleşen eylemde, araya zaman aralığı girmediği ve eylemin kesintiye uğramadan devam ettirildiği gözetildiğinde, eylemin bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu, suça vasıf verilirken eylem bütünlüğü içindeki en ağır niteliğe dayanılması gerektiği ve bu nedenle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d, 53. maddeleri ile uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde ayrı ayrı hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
2-) Yakınanın işyerini 07.04.2007 günü saat: 16.00'da kapattığı, 08.04.2007 günü saat:16.00'da işyerine giden teknik müdürün hırsızlık olduğunu anladığı, sanığın ise atılı suçu kabul etmediği dikkate alındığında;
a-) Hırsızlık suçunun gece sayılan zaman diliminde işlendiğine ilişkin kanıtlar karar yerinde açıklanıp tartışılmadan 5237 sayılı TCK'nın 143/1. maddesiyle uygulama yapılması,
b-) İşyeri dokunulmazlığını ihlal suçunda da eylemin gece işlendiğinin benimsenmesine karşın TCK'nın 116/2. maddesi ile uygulama yapılıp kabule göre de hangi gerekçe ile temel cezanın hapis olarak belirlendiğinin karar yerinde açıklanmaması,
3-) TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 07.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy