MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, Mala zarar verme, Konut dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçu için kurulan hükümlerin incelemede:
Olay günü katılanın evinin kapı kilidini kırıp içeriden katılana ait 1800 Dolar para ve altın kaplama kol saatini sanık ile kimliği tespit edilemeyen kişi tarafından alındıktan sonra apartmandan çıkarken katılan tarafından şüphelenilerek sanığın yakalandığı, ancak suça konu eşyaların kimliği tespit edilemeyen kişi tarafından çalındığının anlaşılması karşısında; suçun tamamlandığı düşünülmeden, kalkışma aşamasında kaldığı kabul edilerek hırsızlık suçundan eksik cezaya hükmedilmesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan yoksunluğun 5237 sayılı TCY.nın 53/3. maddesi uyarınca yalnızca kendi alt soyundaki kişiler bakımından koşullu salıverilmeyle sona ereceği gözetilmeden, anılan hakların yönelik olduğu kişiler bakımından bir ayrım yapılmadan, sanığın aynı Yasanın 53/1-c maddesinde yazılı haklardan koşullu salıverilmesine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından sanık hakkında kurulan hükümlerdeki “53. maddenin uygulanmasına” ilişkin bölümler çıkartılarak, yerlerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCY’nin 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar; (c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçu için kurulan hükmün incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın, eyleminin gündüz saat: 16.20 sıralarında gerçekleştiğinin katılanın aşamalardaki ifadelerinden anlaşılması karşısında, fiilin cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlendiğine ilişkin kanıtların neler olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan, konut dokunulmazlığını bozmak suçu için kurulan hükümde anılan Yasanın 116.maddesinin 4. fıkrasının uygulanması,
2- Oluş, dosya kapsamı ve katılanın ifadelerine göre, sanığın kimliği tespit edilemeyen bir kişi ile birlikte mağdurun evine girdiğinin anlaşılması karşısında, konut dokunulmazlığını bozmak suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği anlaşılmakla, anılan suçla ilgili olarak yapılan uygulamada sanığın cezasında 5237 sayılı TCK'nın 119/1-c. maddesi ile arttırma yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Kabule göre;
a- İddianamede ve Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalasında sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 116/4. maddesinin uygulanılması istenmediği halde, 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, anılan madde uygulanmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b- Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan yoksunluğun 5237 sayılı TCY.nın 53/3. maddesi uyarınca yalnızca kendi alt soyundaki kişiler bakımından koşullu salıverilmeyle sona ereceği gözetilmeden, anılan hakların yönelik olduğu kişiler bakımından bir ayrım yapılmadan, sanığın aynı Yasanın 53/1-c maddesinde yazılı haklardan koşullu salıverilmesine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 09.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy