(5237 S. K. m. 7, 53, 58, 116, 142) (5271 S. K. m. 253, 254) (765 S. K. m. 81, 493) (5252 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Hükme esas alınan keşfe, bilirkişi raporuna ve mahkemenin oluşa uygun kabulüne göre, katılana ait konutun balkonuna kişisel çeviklik göstererek tırmanmak suretiyle çıktıktan sonra plastik doğramadan üretilmiş pencereyi zarar vermeden zorlayarak açıp içeri giren ve hırsızlık yapan sanığın, sübut bulan hırsızlık suçunun, 5237 sayılı TCKnın 142. maddesinin 1-b. fıkra ve bendine uyduğu gözetilmeden; sadece kişilerin üzerindeki eşyanın çalınması sırasında gösterilmesi gereken ve aynı yasa maddesinin 2-b. fıkra ve bendinde suçun yasal unsuru olarak kabul edilen özel beceri tanımına yanlış anlam verilerek yazılı biçimde uygulama yapılması,
2- Şikayeti devam eden katılana ait konuta, hırsızlık yapmak için gündüz vakti giren sanığın eyleminin, hırsızlık suçunun yanı sıra 5237 sayılı TCK.'nın 116/1. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğu ve bu suçla ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddelerinde tanımlanan uzlaşma hükmü de değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK.nın 493/1, 81/2. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın aynı suça uyan 142/1-b, 53, 58/6-7, 116/1, 53, 58/6-7. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların alt ve üst sınırları ile 5237 sayılı TCK.'nın 116/1. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığını bozmak suçu ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddelerinde tanımlanan uzlaşma hükmü de değerlendirilip sonucuna göre, 5237 sayılı Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında sanık yararına olan yasanın yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık M.C.A.'un temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nın 326/son. maddesinin gözetilmesine, 28.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy