MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Hırsızlık, Hırsızlığa Teşebbüs
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2011 tarihli kenar yazısı ile Dairemize gönderilerek başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Gerekçeli karar başlığındaki karar tarihinin 19.07.2006 yerine 24.03.2004 olarak yanlış yazılması, yerinde düzeltilmesi olanaklı yazım hatası kabul edilmiştir.
I-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıklar ... ve ... hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 24.03.2004 günlü mahkumiyet hükmünün, sanık ... savunmanı tarafından temyizi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yasa değerlendirilmesi için iade edildiği; iade sonrası mahkemece duruşma açılarak her iki sanık hakkında karar verilmiş ise de; Dairemizin 14.10.2010 gün, 2009/14076 Esas ve 2010/15895 sayılı kararı ile; yokluğunda verilen ... Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2004 tarih ve 2002/107-2004/70 sayılı hükmüne ilişkin tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesi uyarınca, sanık ...’ın bilinen son adresine çıkarıldığı, adresinden ayrıldığı, yeni adresinin belirlenemediği gerekçesiyle iade edildiği, anılan Mahkeme tarafından yaptırılan araştırmada da yeni adresin tespit edilemeyerek, aynı Yasanın 28. maddesinde düzenlenen ve adresi bilinmeyen kişiler için öngörülen ilanen tebligat yoluyla tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; tebligat işleminin 7201 sayılı Yasanın 35; Tebligat Tüzüğünün 54/2. maddeleri uyarınca gerçekleştirilmesi gerekirken, yazılı biçimde yapılması nedeniyle geçersiz ve bu nedenle söz konusu karar henüz kesinleşmeden verilen 19/07/2006 gün ve 2006/64-494 sayılı karar, hukuken yok hükmünde olduğu gözetilerek, 24/03/2004 tarihli ilk hükmün, sanık ...’a yöntemine uygun olarak tebliği için dosyanın iade edildiği, mahkemece Tebligat Kanunu 35.maddeye göre tebligat yapıldığı halde, sanığın kararı temyiz etmediğinin anlaşılması karşısında; sanığın hükümlü statüsünde olduğu ve hakkında uyarlama yapılacağı, uyarlama kararlarının ise genel yargılamadan ayrı olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 19.07.2006 tarihinde verilen karar yok hükmünde olduğundan ve sanık usulüne uygun olarak tebliğ edilen 24.03.2004 tarihli kararı da temyiz etmediğinden dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
II-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Sanığın yakınanlar ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a yönelik eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nun 492/1. maddesindeki ve ... Okulu’ndaki eylemine uyan 765 sayılı TCK’nun 491/4.maddesindeki hırsızlık suçları için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 20.03.2002 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.