(5237 S. K. m. 158, 168)
Dava ve Karar: Yerel mahkemece verilen hüküm sanık savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği düşünüldü:
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir,
Ancak,
1) Sanık savunmanının hükümden sonra dosyaya ibraz ettiği 21.9.2010 tarihli dilekçesinde, sanığın tutuklu olarak cezaevinde bulunduğu sırada, kaldığı koğuşa konulan başka suçtan tutuklu A.C. isimli kişinin, sohbet sırasında bu suçun failinin kendisi olduğunu anlatıp, sanığa sen benim cezamı yatıyorsun, o bölgede bizden başkası gasp ve hırsızlık yapamaz dediğini ifade ettiği ve adı geçen avukatın dilekçesine eklediği fotoğrafta beş kişi arasında görüntülenen müvekkili sanık C.K., A.C. isimli kişinin birbirlerine çok benzediklerini belirtmiş olması karşısında; A.C. isimli kişinin duruşmaya getirtilip dinlenilmesi, olayla ilgili bilgisi varsa ayrıntılı olarak dinlenilmesi ve vereceği ifadenin doğruluğunun saptanması için mağdurenin aşamalardaki ifadeleriyle karşılaştırılması, sanık C.K., A.C.'nin mağdureye gösterilerek kendisini yağmalayan kişinin hangisi olduğu hususunda yeniden duraksamaya yer vermeyecek biçimde teşhis yaptırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
2) Mağdure İ.Ç.K'in hükümden sonra Dairemize faks ile gönderdiği anlaşılan ve altında imzası bulunan 12.9.2011 tarihli dilekçesinde, yağmalanan eşyasına karşılık zararının sanık ve yakınları tarafından karşılandığını belirtmiş olması nedeniyle, mağdureye dilekçe içeriğinin doğru olup olmadığının, kendi özgür iradesiyle yazılıp yazılmadığının sorulması, mağdurenin dilekçe içeriğinin doğru ve herhangi bir yönlendirme etkisiyle yazılmadığını belirtmesi halinde, zararın hangi aşamada karşılandığı sorularak sonucuna göre 5237 Sayılı T.C.K.nın 168/3 üncü maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık C.K. savunmanının temyiz dilekçelerinde ve sanık savunmanın duruşmada ileri sürdüğü tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükmün açıklanan sebeplerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 05.10.2011 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy