Tebliğname No : 6 - 2009/297296
MAHKEMESİ : Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 12/05/2009
NUMARASI : 2007/394 (E) ve 2009/167 (K)
SUÇ : Yağma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Oluş ve dosya içeriğine göre, sanığın, yakınandan görüşme yapma bahanesi ile telefonu istediği, telefonu alan sanığın hatlı kartı kırdığı, yakınanın telefonu geri istemesi üzerine, ''Zorla mı alacaksın?'' dediği; şikayetçi olacağını söyleyen yakınana, ''Eğer öyle yaparsan gece evine gelip seni bıçaklarım, ayağını denk al'' diyerek olay yerinden ayrılıp suça konu telefonu kim olduğu belirsiz birine satması şeklinde gelişen olaydan sonra yakınanın 01.04.2008 günlü oturumda 2 ay önce sanığın ailesince zararının giderildiğini söylediğinin anlaşılması karşısında; eylemin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek, kullanma hırsızlığı suçunun oluştuğu kabul edilerek, yazılı şekilde düşme kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
TCK’nın 144/1-b maddesine mümas bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil için hırsızlık suçlamasıyla Sulh Ceza Mahkemesinde başlayan dava, eylemin aynı Kanun’un 141/1. maddesine uyduğu görüşüyle görevsizlik kararı ile önce Asliye Ceza Mahkemesine, oradan da 148. maddeye uyan yağma suçlamasıyla Ağır Ceza Mahkemesine gelmiştir.
Sanık ve mağdur arkadaştır. Mağdur özetle; soruşturma sırasında alınan 6.9.2005, 14.9.2005 ve 28.9.2005 tarihli ifadeleri ile kovuşturma aşamasında alınan 12.12.2007 ve 9.3.2006 günlü beyanlarında, “Telefonun kendisinden zorla alındığını” söylerken, kendisine ne şekilde zor kullanıldığını belirtmemiş; 7.9.2005 tarihli soruşturma ve 1.4.2008 günlü Ağır Ceza Mahkemesindeki beyanlarında ise, “Cep telefonunu istemi üzerine verdiği sanığın, geri vermeyerek alıp gittiğini” söylemiştir. Mağdur, başlangıçta sanıkla uzlaşmak istediğini söylerken, bilahare istemediğini belirtmiş; daha sonra verdiği 13.12.2007 günlü dilekçesinde, “Sanığın, telefonunu kullanmak için aldığını, şikayetçi olmadığını” bildirmiştir. Sanıkla birlikte duruşmada bulunduğu 1.4.2008 tarihli Ağır Ceza Mahkemesindeki oturumda mağdur, “Sanığın telefonunu birkaç gün kullanmak için istediğini, kendisinin de verdiğini” söylemiştir. Başlangıçta, “Yakınıcının telefonunu alacağına karşılık aldığını”; daha sonra, “Kullanmak için aldığını” belirten sanık, tüm aşamalarda, “Telefonu geri vermeyerek sattığını” beyan etmiştir. Kovuşturma aşamasında ifadesi alınamayan olayın tek görgü tanığı S.. K.. soruşturma sırasında, “Mağdurun telefonunu rızası ile kendisinden isteyen sanığa verdiğini” söylemiştir. Tüm delillerin değerlendirilmesinden, mağdurun telefonunun sanık tarafından tehdit veya cebir kullanılarak alınmadığı, birlikte oturdukları kafede rızası ile alındıktan sonra geri verilmeyerek satıldığı, bu durumda eylemin TCK’nın 142/1-b maddesine mümas bulunduğu anlaşıldığından; mahallî mahkeme kararının bu nedenle bozulması görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy