Tebliğname No : 6 - 2012/96805
MAHKEMESİ : Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/06/2005
NUMARASI : 1995/85 (E) ve 1995/64 (K)
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükümlü M.. G.. hakkında, Kayseri 2.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından duruşma açılmadan dosya üzerinden 09.06.2005 tarihli ek karar ile uyarlama kararı verildiği; dosyada dilekçesi olmasa da Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 24.08.2005 tarih ve 2005/891 Değişik İş sayılı kararından da anlaşılacağı üzere hükümlünün Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına itiraz ettiği, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesince 5237 sayılı TCK'nın 168.maddesi uyarınca değerlendirilme yapılması gerektiği belirtilerek dosyanın mahkemesine iade edildiği; Kayseri 2.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 09.06.2005 tarihli ek karara karşı yapılan itiraz üzerine, Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 24.08.2005 tarih ve 2005/891 Değişik İş sayılı kararı yok hükmünde sayarak, uyarlama kararının temyize kabil olduğundan bahisle dosyayı Yargıtay Başsavcılığına gönderdiği Başsavcılıkça, 03.07.2011 tarihinde hükümlüye ait itiraz dilekçesinin olmaması sebebiyle dosyanın iade edildiği; iadeden sonra anılan Mahkemenin duruşma açarak 18.11.2011 tarihinde, “ 09.06.2005 tarih, 1995/85 – 64 Esas ve Karar sayılı ek kararın temyiz edildiği ve Yargıtay denetiminden geçmediği anlaşılmakla, ...söz konusu kararın hükümlüye tebliğ edilerek dava dosyasının kül halinde temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar vermesi üzerine yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararları ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde, duruşma açılarak karar verilmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu karara gelince;
1-)5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, hükümlü yararına olan hükmün, 765 sayılı ve 5237 sayılı Yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve her iki Yasaya göre, uygulanan yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezalar karşılaştırılarak, hükümlü yararına olan Yasanın belirlenip hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde uygulama yapılması,
2-)Oluş ve dosya içeriğine göre özetle; hükümlü Murat'ın, kararı temyiz etmeyen Kadir ile birlikte gece 21:45 sıralarında müştekinin kullanımındaki ticari taksiye müşteri olarak bindikleri, silahla üzerinde ne kadar parası varsa istedikleri ve suç tarihi itibariyle 1.800.000 bin lira (18 TL) parayı aldıkları, olaydan sonra müştekinin 18.05.1995 tarihli beyanına göre aileleri tarafından alınan paranın iade edildiğinin anlaşılması karşısında; hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 497/1, 59/2. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 149/1-a-c-h, 168/3-4 (müştekiye iadenin hangi aşamada olduğu sorulduktan sonra sonucuna göre işlem yapılması) 62/1, 53. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında, 5237 sayılı Yasa uyarınca değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-)5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı için duruşma açılmasının zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
4-)Kabule göre de;
a-)5237 sayılı TCY.nın 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK'nın 522. maddesindeki “hafif” ve “pek hafif”ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun, daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da değerlendirilip, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden ve öngördüğü koşullar gerçekleşmemesine karşın, hükümlü hakkında aynı Yasanın 150/2. maddesi uyarınca indirim yapılması,
b-)Hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun, koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle, aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü M.. G..'ın temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.06.1995 tarihli ilk hükümdeki ceza süresini aşmamak koşuluyla infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy