MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağmaya kalkışma, mala zarar verme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
31.05.2010 tarihli oturumdaki hakim imza eksikliğinin mahallinde tamamlanması olanaklı görülmüştür.
I-Sanık .... hakkında yağmaya kalkışma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde:
Yağmaya kalkışma suçunun işyerinde işlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı 149/1. maddesinin (d) bendi ile uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
TC. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK'nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık için baro tarafından
görevlendirilen zorunlu savunmanın ücretlerinin maddi gücü yeterli olmayan sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretlerin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde görevlendirilen zorunlu savunman ücretinin alınmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık.... ve savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından, “Yargılama giderine” ilişkin kısım çıkarılarak (Zorunlu savunman ücreti çıkartıldıktan sonra kalan yargılama masrafının 6183 sayılı Kanunun 106. maddesinde belirlenen miktardan az olması nedeniyle 6352 sayılı Kanunun 100. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 324/4. maddesi gözetilerek) "Yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına" karar verilmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık .... hakkında mala zarar verme ve genel güvenliğin kasten tehliye sokulması suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Sanığın, suç tarihinde katılanın işyerine ateş ederek işyerinin zarar görmesine sebebiyet vermek şeklinde gerçekleşen eyleminin belli bir kişiye yönelik olması nedeniyle mala zarar verme suçunu oluşturduğu, bu suçtan da mahkumiyet kararı verildiği gözetilmeden, ayrıca 5237 sayılı Yasanın 170/1-c maddesi ile de hüküm kurulması,
2-) Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma kapsamında kaldığı gözetilmeyerek, taraflara uzlaşma önerisinde bulunulmadan yazılı biçimde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ..... ve savunmanının temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 04.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy