Tebliğname No : 6 - 2009/186422
MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/06/2009
NUMARASI : 2007/242 (E) ve 2009/202 (K)
SUÇ : Yağma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Suçun mağduru aleyhine suç işlenen kimse yani suçun kurbanıdır ve suçtan doğrudan zarar görendir. Şikayetçi resen kovuşturulan suçlar dahil bir suçu devletin soruşturma ve kovuşturma makamlarına duyuran kişi olarak da anlaşılmalıdır.
Sanığın fiilinden haklı çıkarları zedelenen kişi fiil ile ilgili yetkili mercilere olayı intikal ettirebileceği gibi fiilin failinin yargılanmasında bu hali ile aktif ve etkin bir rol alması tartışmasızdır. Zaten bu niteliği nedeniyle kamu davasında taraf olma hakkına sahiptir.
Maddi gerçeği araştırma görevi mahkemelere verilmiştir. Bir olayın normlar karşısında durumunun tespiti hususu çıkan uyuşmazlığın yargılama makamı önüne getirilmesidir ki buna da dava denir.
Bu durumda yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözüm şeklinde özellikler vardır.
O halde önce olay öğrenilmelidir.
Sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi modeli mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlenmelidir. Olay belirlendikten sonra buna uygulanacak norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi olayın durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir. Olayın faili ve bunun ceza hukuku karşısındaki sorumlulukları öncelikle olayın belirlenmesi ile mümkündür.
Olay ise deliller ile öğrenilebilinir. Delillerin gösterdiği objektif bakımdan bir ihtimaldir. İhtimal belli dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır.
Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta belirlilik ortaya çıkar. Yani belirliliğe şüphenin yenilmesi ile ulaşılır.
Ceza muhakemesinin asıl amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmalıdır. Buna ulaştıracak araç ile delillerdir. Deliller; samimi açıklamalar, tanık beyanları, sanık ve tanıktan başka kişilerin açıklamaları, tutanaklar özel yazılı açıklamalar görüntü ve/veya ses kayıt eden açıklama ve belirtiler şeklinde ayrıma tabi tutulabilinir. Suç konusu ve/veya alet olayın parçası iken, olay yerinde kalan her türlü iz ve eser belirti delil olup, olayı temsil eden dolaylı delildir. Bütün isnat araçları delildir. Soyut olarak deliller eşdeğerdedir. Eylem veya eylemlerin bir suç olup olmadığının belirlenmesi için eylemin olup olmadığı kanıtların yorumu ile saptanır. Hakim hangi kanıtı nasıl yorumladığı ve sonuca ulaştığını gerekçede açıklar. Gerekçedeki mantıksal kronolojik dizi ise iddia, savunma, kanıtlar, kanıtların yorumu sabit kabul edilen eylem; ihlal edilen norm ve bunun yorumu ile ulaşılan sonuçla hüküm şeklinde olmalıdır.
Delil hukuku sıkı ispat kuralları kabul edilmiştir. Deliller zümresinde tanık, ceza muhakemesinde anlatımı önemli bir yer işgal etmektedir. Tanık olayın taraflarından olmayan ve olay ile ilgili olarak beş duyusu ile edindiği bilgileri açıklayan kimsedir.
Tanık gördüğünü, musahede ettiği hususlar ve öğrendiği bilgileri açıklar. Tanık beyanının önemi gözlemlenen maddi vakaları bizzat açığa kavuşturabilirliğinden kaynaklanır.
Somut olaya gelince;
Yakınanın aşamalarda değişmeyen beyanlarında, olay tarihinde sanığın soyunma odasını gelerek boğazına sustalı tabir edilen bıçağı dayayıp üstünü aradığını, üzerinde bulunan suça konu cep telefonunu alarak olay yerinden uzaklaştığını, olaydan sonra babasını aradığını, ancak ulaşamadığını, sonra işyerine dayısı Adem İmalı'nın geldiğini, olayı ona anlattığını, sanıktan şikayetçi olduğunu söylemiştir.
Sanık suçu reddetmekle birlikte 20.10.2008 tarihli duruşmada olay günü ailesini aramak için suça konu cep telefonunu yakınandan istediğini, yakınanın verdiğini, ancak cep telefonunu iade etmeden Ahlat'a gittiğini belirtmiştir.
Tanık Adem İmalı 11.05.2007 tarihli Cumhuriyet Savcılığı ayrıca 30.04.2008 tarihli celsede andlı anlatımında; sanık ile yeğeni olan yakınan arasında geçenleri bizzat görmediğini, ancak olaydan sonra dükkana geldiğinde “yiğenin sanığın bir yer arayacağını söyleyerek cep telefonunu alıp uzaklaştığını zorla almadığını” kendisine anlattığını beyan etmiştir.
İddia, savunma ve olayın hemen akabinde yakınanın olayın sıcağı sıcağına tanığa aktarımları dikkate alındığında, sanık savunması ve bunu teyit eden yakınanın dayısı tanık anlatımlarına karşın yakınanın anlatımlarına hangi nedenlerle üstünlük tanındığı denetime olanak verecek şekilde yerinde açıklanıp tartışılmadan yerinde yeterli olmayan gerekçeyle suç vasfında yanılgıya düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık M.. Y.. savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy