MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Kısmen şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme, Kısmen Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Üst Cumhuriyet Savcısının mala zarar verme suçuyla sınırlı olarak temyiz isteminde bulunduğu, hırsızlık suçunun diğer sanıkları ... ve ...'ın anılan suç yönünden temyiz talebinin bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede:
I-Sanık ... hakkında yakınan ..., katılanlar ... ve ...'a karşı işlediği hırsızlık suçları nedeniyle verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemenin hırsızlık suçları nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 35. maddesine göre uygulama yaptığı anlaşıldığından tebliğnamede bu yönden bozma isteyen düşünce benimsenmemiş;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak yerine, “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında yakınan ...'ye karşı işledikleri mala zarar verme suçu nedeniyle verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suçun 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesine 5560 sayılı yasa ile eklenen 4. fıkrasının yürürlüğe girdiği 19.12.2006 tarinden sonra işlendiği ve bu nedenle mala zarar verme suçunun kovuşturmasının şikayete tabi olmadığı, mağdurun 02.04.2009 tarihli oturumda şikayetinden vazgeçtiğini belirtmesinin sonuca etkili olmadığının anlaşılması karşısında; mala zarar verme suçundan şikayet yokluğu nedeni ile 5237 sayılı TCK'nın 73. ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince davanın düşmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy